İş dünyasının en önemli kurallarından biri büyük işlerin sadece ”büyük” insanlar tarafından yapılabileceğidir. Bu kural gözardı edildiği için Türkiye’de 1998′den sonra mantar gibi çoğalan internet tabanlı şirketlerin / girişimlerin büyük çoğunluğunun sonu hüsranla bitmiştir. İnternet tabanlı işleden kastım web sitesi yapmak, hosting hizmeti vermek gibi doğrudan worl wide web’i ilgilendiren iş kolları… Bu maceraların hüsranla bitmesinin en büyük nedeniyse birkaç üniversite öğrencisinin bir araya gelip günü kurtardıkları, harçlıklarını kazanıp ilk iş deneyimlerini yaşadıkları bu tür sistemlerin, genel anlamda o sektöre olan güvensizliğin temellini atmış olmasıdır. Yani 2000 yılında web sitesi açmak isteyen bir firma sahibi bu çocukların eline düşmüş, sonrasında ya arkadaşlar ortadan kaybolmuş ya da firma sahibi 5 kuruşluk işe 50 kuruş verdiğini farketmiştir. Bu da genel anlamda ülkemizde web tabanlı işlere mesafeli yaklaşılmasına neden olmuştur.
Bu aslında pek bir şey ifade etmeyen girişten sonra gelelim asıl konumuza. Bu yılın başlarında bir hosting paketi satın almaya karar verdim. Başta Amerika ve İngiltere’de kurulu birçok firmayı inceledikten sonra eşe - dosta nereyle çalıştıklarını sordum. Sonunda Selim, arkadaşı Fatih’in sahip olduğu Turkishost‘u önerdi. Kendisi de orayla çalışıyordu ve memnundu. Tek bir soru sordum; düzgün insanlar olup olmadığını merak ettim, ardından da birkaç gün içinde bir hosting paketi satın aldım.
İlk başlarda hemen hemen hiçbir şey host etmediğim için Turkishost ile ilgili herhangi bir sıkıntı da yaşamadım. Derken bir gün, akşam saat 18:00 gibi şirketin anasayfasındaki canlı bağlantı modülünü kullanarak kendileriyle kontak kurmaya çalıştım. Mesai saati biter bitmez karşımdaki temsilci offline oldu ve gitti. Bunu bir mail ile şirkete bildirdim, tabii ki cevap gelmesini beklemiyordum. Zaten gelmedi de:(
Geçen hafta da bu şirketin destek elemanlarıyla çok garip bir deneyim yaşadım. Yine sitedeki modülü kullanarak bir soru sordum. Şirketten bir yetkiliyle gerçek zamanlı yazışırken öğrendim ki destek sistemini kullanarak sorunumu iletirsem ve eğer yetkililer cevap vermeye gerek duyarlarsa cevap alacağımdı. Yani benim sorduğum soruya cevap verilmesi için oradaki birilerinin keyfi yerinde olmalıydı. Lafı fazla uzatmaya gerek yok, soruyu sordum ve birkaç saat sonra cevap geldi. Gayet yüzeysel ve yol göstermeyen bir cevaptı bu. Ve açıkça söylemek gerekirse karşıdaki “çok meşgul beyefendilerin” cevap verdikleri için kendimi şanslı hissetmem gerektiğini belli eden bir metindi. Yani “lütfen” verilmiş bir cevaptı.
Sorumu tekrarlayıp, daha detaylı bilgi vermeleri gerektiğini söyledim. Bu arada benim bir müşteri olduğumu “kalın kafaları” kolayca algılayabilsin diye hafif sert bir tavır sergiledim.
Ardından gelen mesajı ise bir cevap olarak değerlendirmek mümkün değil. Karşı taraftaki “ilkel yaratık” çocukken hiç sevilmemiş, sevgiye hasret bir ortamda büyümüş olmanın acısını benden çıkarmaya çalışıyordu. Mesaj diye yazdığı şeyi okuyunca bu yaratığın yazı yazabiliyor olmasına bile şükretmek gerektiği anlaşılıyordu:) Tek yaptığı şey çemkirmekti terbiyesiz herifin.
Yazdığım cevapta çemkirmekle yetinmiyorsa, onlarda kayıtlı olan adresime gelip beni dövmeyi de deneyebileceğini ama gelirken Turkishost’ta kaç tane LAVUK çalışıyorsa hepsini de toplayıp gelmesi belirttim. Malum sopayı bir kez yerinden çıkarınca böyle aile terbiyesinden uzak olan LAVUKların tamamına ders vermek lazım. Destek servisinden en son gelen cevap hakaretler içeriyor ve destek sisteminden yasaklandığımı belirtiyordu. Hiç vakit kaybetmeden o şirkete telefon açtım. Amacım ekran karşısında devleştiğini zanneden zavallı bir LAVUKla muhatap olmak değil, şirketin sahiplerine durumu anlatmaktı. Belki inanmayacaksınız ama telefonda üç aşağı beş yukarı aşağıdaki konuşmayı yaptık:
Ben: Merhaba, ben Ersin Akman. Şirketinizin sahibi veya müessese müdürü ile görüşebilir miyim?
Turkishost1: Burası teknik servis, şirket sahibi yok.
Ben: Peki orada görüşebileceğim bir yetkili var mı?
Turkishost1: Bir saniye…
…
Turkishost2: Efendim.
Ben: Merhaba, ben Ersin Akman. Şirketinizin sahibi veya müessese müdürü ile görüşebilir miyim?
Turkishost2: Görüşemezsin.
Ben: Neden görüşemem, kimdir şirket sahibiniz?
Turkishost2: Burada yok, buraya gelmez. Şirket sahibinin kim olduğunu size söyleyemem. Bu bilgiyi vermeye yetkili değilim.
Ben: Bu çok gizli bir bilgi mi?
Turkishost2: Siz bugün Turkcell’e telefon açıp şirket sahibini sorabiliyor musunuz?
Ben: Pardon ben kiminle görüşüyorum?
Turkishost2: Yusuf ben.
Ben: Göreviniz nedir?
Turkishost2: Teknik servis şefiyim.
Ben: Turkcell, İMKB’ye kayıtlı bir kuruluş biliyorsnuz. O nedenle sahibini öğrenmek için İMKB’ye başvurmak yeterli.
Turkishost2: O zaman Turkishost’un sahibini de ticaret odasından öğrenirsin.
Ben: Fatih Bey oranın ortaklarından biri değil mi? Onunla görüşmek istiyorum.
Turkishost2: Görüşemezsin. Fatih yurtdışında yaşıyor.
Ben: Arkadaşım sana çok basit bazı sorular soruyorum. Adam gibi sorular soruyorum, ama sen adam gibi cevaplar vermiyorsun…
Turkishost2: Bana adamlıktan bahsetme. Adam dedinmi işler durur. Sen benim adamlığıma karar veremezsin vs vs vs.
Bu zırvalara daha fazla dayanamadım ve “siktir lan” dedikten sonra telefonu kapattım.
***
Şimdi yazının en başında bahsettiğim büyük insanları ve büyük işleri anlıyor musunuz?
Şimdi siz siz olun müşterilerine yalan söyleyen bir şirketle asla çalışmayın. Siz siz olun kendisiyle ilgili yapılan yorumları müşterilerinden gizleyen bir şirketle asla çalışmayın (bkz. Hostbul.net). Siz siz olun müşerisinin sitesini kapatan, datalarına el koyan ve para iadesi de yapmayan bir şirketle de asla çalışmayın (bkz. R10.net).
Peki ben şimdi ne yapacağım?
Büyük bir ihtimalle o LAVUKlarla bir daha muhatap olmamak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Turkishost ile en azından bir yıllık hosting sürem bitene kadar çalışacağım. Süre sonunda ise ya çalışmaya devam ederim ya da dünya üzerindeki milyonlarca hosting şirketinden birine geçerim. Turkishost ise sadece kötü bir referans daha kazanmış olur…