Archive for Eylül, 2009

h1

ADSL paketinizi kontrol ediyor musunuz?

Çarşamba, Eylül 16th, 2009

Bugün bir arkadaşımdan duydum. Ona da ADSL hizmeti veren şirketlerden birinde yönetici olarak çalışan bir arkadaşı söylemiş.

Aslında böyle suyunun suyu şeylere pek inanmam ama bana hem çok mantıklı geldi, hem de hemen yararını gördüm.

Diyelim ki bir süre önce, herhangi bir kampanyayı fırsat bilerek ADSL abonesi oldunuz. Kampanya şartları gereği de aboneliğinizi yaptığınız şirkete belli bir kullanım taahhüdü verdiniz. Onlar da size, kampanya dahilinde belki bir modem, belki birkaç ay daha ucuz bir tarife verdiler. Veya aktivasyon ücretini almadılar. Siz mutlu, ADSL şirketiniz mutlu yaşamaya başladınız.

Derken (tıpkı benim gibi) taahhüt ettiğiniz süre doldu. Ama siz hâlâ eski tutarı ödemeye devam ediyorsunuz. İşte bu noktada sizin kaybettiğiniz, ADSL şirketinizin misli misli kazanmaya başladığı döneme giriyorsunuz.

Çünkü ADSL şirketinizi arasanız, bir yıllık (veya farklı bir sürelik) yeni bir taahhüt ile ekstra indirimler alabiliyorsunuz. Ya da ilk paketinizden daha uygun bir başka pakete geçebiliyorsunuz. Ama siz onlarla kontak kurmadan, onlar bu ucuz sistemden otomatik olarak yararlanmanıza izin vermiyorlar. Ya da sizi konuyla ilgili bilgilendirmiyorlar. Zaten şirket sizi arayıp “neden daha fazla ödüyorsunuz, gelin sizden daha az para alalım” dese şaşardım. Fakat kafaları biraz çalışsa, yani TTnet’ten toptan aldıkları ADSL paketlerinin üzerine neredeyse sıfır katma değer koyarak satmaktan başka işler de yapmaya niyetli olsalar, müşterilerini bilgilendirir, böylece sadık müşteriler oluştururlardı…

Neyse ben biraz önce Smile’ı aradım ve 2009 Mart’ında biten taahhüdümü bir yıl daha uzatarak ilk altı ay için %50 indirim aldım. Bu arada Mart’tan Ekim başına geçen yedi ay boyunca Smile tarafından kazıklanmış olduğumu öğrendim.

Şimdi söyleyebileceğim tek şey “Smile efendi, maymun gözünü açtı. 2010′un 1 Kasım’ında yeni avantajlar için kapına dayanırım” demek:)

Şaka bir yana burası Türkiye olduğu için çalıştığınız şirket ister Smile, ister TTnet, ister Superonline veya diğerlerinden biri olsun, durum değişmeyecektir. Bunların hiçbiri (bence) sadık müşteriler yaratmakla ilgilenmez; sömürdükçe sömürmenin yollarını arar. Zaten arkadaşımın arkadaşı da, ADSL hizmeti veren (TTnet) veya işin pazarlamacılığını yapan (Smile, Superonline, BiRi gibi) şirketlerin son bir yıldır asıl parayı buradan kazandıklarını söylemiş.

Düşünsenize, ortada bir şirket var ve bilançosunda faaliyet kârının karşısında bulunan rakamın büyük kısmını aslında müşterilerini kazıklayarak / bilgilendirmeyerek / aldatarak kazanıyor. Ne yazık ki “tutkuyla sevdiğimiz, yalnız ve güzel ülkemizde” bu tarz olaylar çok normal karşılanıyor.

O nedenle gözünüz açık olsun, paranızı kimseye kaptırmayın derim;)

h1

Bu ülkede korsan kitap biter mi?

Salı, Eylül 1st, 2009

Yıllardır korsan kitaplarla ilgili birçok şey duyuyoruz. Dahası şehrin hemen hemen her noktasında karşılaşıyoruz. Birçok insanın korsana karşı olduğunu, birçok insanınsa karşı olmadığını çok iyi biliyorum. Geçmişte defalarca korsan yayıncılığın asıl sebebinin yayınevleri olduğunu duydum. Bunu söyleyenler bir şekilde edebiyat dünyasının içinde, yayınevleriyle ilişkisi olan kişilerdi ve isim vererek hangi yayınevinin, hangi kitabını hem korsan hem de bandrollü olarak yayınladığını söylüyorlardı. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilemem. Bildiğim tek şey İstanbul’da korsan kitaba her yerde rastladığımız.

Peki korsan kitap biter mi?

Bence bitmez! Biraz sonra yazacaklarımdan sonra “biter mi” sorusunu “bitmeli mi” diye sormamız gerekecek…

Geçenlerde Kanyon D&R’da alışveriş yapıyoruz. Sevgilim elinde dört kitapla yanıma geldi. İlk ikisi Orcar Wilde’ın yazdığı tek roman olan “Dorian Gray’in Portresi.” Diğer ikisi ise Goethe’nin 1773’ta yazdığı “Genç Werther’in Acıları.”

Farklı yayınevlerinden çıkan bu kitaplarında muazzam fiyat farkları var. Şöyle ki Can Yayınları tarafından Dünya Klasikleri serisi içinde basılan “Dorian Gray’in Portresi” 17 TL. Aynı kitap, Lacivert Yayıncılık tarafından Antik Batı Klasikleri içinde yayınlandığındaysa fiyatı 4.75 TL’ye düşüyor.

“Genç Werther’in Acıları”nda da durum değişmiyor; Martı Yayınları tarafından basılan 2.95 TL etiketle satılırken, Sosyal Yayınları kitabına 6.50 TL fiyat biçmiş.

Eve gelince durumu internetten araştırdım. Kitap satan birçok siteye baktım ama burada sadece İdeefixe.com’daki paylaşacağım. Gördüğüm kadarıyla her iki kitabında bazısı artık tükenen 10 taneye yakın baskısı var. Bu da demek oluyor ki 10 farklı fiyat.

Siz de “Dorian Gray’in Portresi” ve “Genç Werther’in Acıları” için İdeefixe.com’daki arama sonuçlarına, kitap isimlerinin üzerine tık’layarak ulaşabilirsiniz.

Tabii ki kağıt ve baskı kalitesi, çevirmen payı gibi detayları unutmuyorum ama artık klasikler arasına giren (ve muhtemelen telif hakkından da düşen) aynı kitabın 4.75 TL ve 17 TL gibi birbiriyle hiç alakası olmayan iki farklı fiyattan satılmasını aklım almıyor. Burada bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Bu iki kitabı internetten e-book veya PDF olarak indirmek yerine satın almaya karar veren okumaya hevesli insanların bazı “okumuş” insanlar tarafından dolandırıldığını düşünüyorum. Ve en uç noktaya giderek, binlerce insanın işsiz olduğu, zaten çalıştıkları zaman da tek hedeflerinin karın tokluğu olduğu bir Türkiye’de “korsan kitap bitmeli mi” diye soruyorum.