Archive for Ağustos, 2009

h1

Mazhar Alanson, Leonard Cohen’e karşı

Cuma, Ağustos 14th, 2009

Geçen hafta Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’ndaki iki konsere gittim; önce (5 Ağustos Çarşamba) İstanbul’da ilk kez sahne alan Leonard Cohen’i, ardından da (9 Ağustos Pazar) Mazhar Fuat Özkan’ı seyrettim.

MFÖ’yü çok severim. Zaten bu yazının nedeni de “yeni model” Mazhar Alanson’a rağmen MFÖ’yü sevmem. Bu durumu çok yakın olduğum iki kişiye anlattığımda, onlardan da aynı tepkiyi aldığım için yazmak istedim. İster evlilik sonrası diyelim, ister bu hareketlerini yaşına verelim Mazhar Alanson’a bir haller oldu. Ya da Mazhar hep böyleydi ama daha Cem Yılmaz’ın icat olunmadığı, Mazhar’ın Ankara’da yaşadığı zamanlarda biz onun bu yönünü bilmiyorduk. Onun kabak çiçeği gibi açılmasının “biricik” nedeni eşi de olabilir. Kulağa en mantıklı geleniyse son on yılda magazin anlayışının değişmesi sonucu MFÖ’nün Mazhar’ının da “megalo Mazhar’a” yenik düşmesi. İşte ben bu psikolojik savaşı kazanan Mazhar’ı, “yeni model” Mazhar olarak tanımlıyorum.

O akşam Açıkhava’ya “Özleye özleye kavuştuk birbirimize / Birbirimize vitaminler, moraller verdik / İçimizdeki şeytanlara zülfikarlarla saldırdık” desin diye gitmiştim. Veya “Bu sabah uyandırmamışlar beni / Ava giden dostlar / Ne güzel…” desin diye. “Bazen”i söylesin diye… Ama o kalktı hafta içi aynı sahnede seyrettiği Leonard Cohen’e ince ince göndermeler yaptı. Iggy Pop’un kapısını tekmelediğini duyduğumda “süper” demiştim. Kapısının tekmelenmesi Iggy’ye koymazdı; hatta hoşuna bile giderdi. Kapıyı tekmeleyen de bizim MFÖ’nün Mazhar’ıydı ne de olsa… O akşam sahnede Cohen için “baktım da onun şarkıları neredeyse hep birbirinin aynı. Bizimkilerse birbirinden çok farklı. O nedenle insanlar bizi seviyor” gibi şeyler söyleyen “yeni model” Mazhar’la arama yüksek bir duvar ördüm. Özkan üzerinden Hıncal Uluç’a çakma çabasına veya konserin ikinci yarısına başlerken yine Cohen’in dakikliğine gönderme yapmasını hiç saymıyorum bile… Oysa ki konserin başında rüzgar şapkasının üstündeki kuşu uçurduğunda “Biricik şapkama kuş kondurmuşsu, uçtu” dediğinde ne kadar sempatikti.

Bilmiyorum belki de çifte standartlarım var. Onu yapınca iyi oluyor, bunu yapınca kötü. Aslında sanırım tek isteğim MFÖ konserlerine gitmemek için bahaneler (“yeni model” Mazhar hezeyanları) bulacağım günlerin geleceğinden korkmam. Umarım öyle bir şey olmaz ve ben bütün MFÖ şarkılarını onlarla birlikte söylemeye devam ederim.

Görüyorsunuz ya arkada kalabalık bir senfoni orkestrasının çaldığı böylesi bir konseri bile, “yeni model” Mazhar’ın ağzından çıkan birkaç laf gölgede bırakıyor. Bence işin “big band” kısmı çok da gerekli değilmiş ama bu kulaklar, geçen yıl aynı sahnede Teoman’ı da senfoni orkestrası eşliğinde dinlemişti. O nedenle MFÖ’ye laf edemez…