
Midnight In Chelsea
10 Nisan 2008Gecikmiş bir yazı olduğunun farkındayım ama yazmam gerekiyordu. Hayaller bir gece vakti Londra’daki Stamford Bridge’de sona erdi. Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’ne veda eden taraf oldu. Öyle ahım şahım bir futbol oynamayan Chelsea, bizi kupadan eledi. Anelka’nın, Shevckenko’nun yedek kaldığı bir takımla oynadık. Kazanmayı hak ettiler ama bence öyle eze eze de kazanamadılar. İlk maçla ilgili üzüldüğüm iki nokta var. İlki yediğimiz golü Anelka atsın isterdim. İkincisi ise Deivid’in o muhteşem ikinci golü öncesinde ceza sahası içinde yakaladığı pozisyonu gol yapamaması.
Deplasmanda oynadığımız ikinci maçla ilgili hayal kırıklığımsa defalarca dile getirdiğim bir konu. Stamford Bridge’de sahaya çıkarken Kazım Kazım ve Gökçek Vederson gibi “bu takımda oynamaları şart mı” diye düşündüğüm iki futbolcunun ilk 11’de yer alması. Yani Şampiyonlar Ligi’nde oynayan bir takımın yedek kulübesinde olmaması gereken iki futbolcunun bana yaşattığı hayal kırıklığı. Hele hele Uğur Boral yedekte otururken bunların oynaması…
Öte yandan Şampiyonlar Lig’inde dünyanın en pahalı takımıyla oynayan Fenerbahçe’nin yedek kulübesinde, oyuna girip sahadaki kötü futbolu değiştirecek bir tane bile futbolcusunun olmaması da bana göre düşünülmesi gereken bir nokta.
Son bir şeyde yeni transferimiz Maldonado ile ilgili. Her iki maçta da verdiği pasların %99’unun geriye olduğunu siz de fark ettiniz mi?

Evet elendik cok kotu oldu içime oturdu. Sonra evet haklisin Maldanado sürekli garanti pas olsun diye geri oynuyor ve pas yüzdesi çok yüksek gerçekten de! GS maçında da yenildik ve cidden moraller sıfır. Takım resmen galibiyeti istemez gibi umursamaz oynadı. Sanki Denizli de şampiyonluğu verdiğimiz maç gibiydi. Bu gidişle Feneri kotu gunler bekliyor. Sivas’a dua edicez yensin diye