Geçen hafta İspanya’dan bir haber geldi. Real Madrid Kulübü Başkanı Ramon Calderon, bir basın toplantısı düzenleyerek takım kaptanı Raul Gonzalez ve kaleci İker Casillas‘ın kontratlarının uzatıldığı ve bu iki futbolcunun jübile yaptıktan sonra da kulüpte kalacakları açıkladı. Hemen aklıma Rıdvan Dilmen, Tanju Çolak, Hakan Şükür, Emre Belezoğlu, Tugay Kerimoğlu gibi isimler geldi. Ben Türkiye’de takımıyla ömür boyu sözleşme imzalan bir sporcu henüz görmedim. Daha doğrusu yabancı transferi için kesenin ağzını açan yöneticilerin, hiçbir yerli sporcuya cömert davrandığına şahit olmadım. Tabii bir de Yunanistan’ın Larissa takımında top koşturmak zorunda kalan Tümer Metin ve yine rotayı Yunanistan’ın PAOK takımına çeviren milli basketbolcumuz İbrahim Kutluay’ın durumu var ki en iyisi o konuya hiç girmemek.
Bir kulübün sporcusuna sahip çıkmasının ne kadar önemli olduğunu anladığımızda başta ülkemizdeki futbol anlayışı ve spor kulüplerinin yönetim şekli olmak üzere birçok şeyin değişeceğini düşünüyorum. Adım gibi eminim şimdi Gökberk kalkıp “Abi hangi futbolcu Real Madrid ile ömür boyu sözleşme imzalamaz? Ben olsam ben de imzalarım” diyecek ama bence iş burada futbolcuların takımlarına güvenmesinden ibaret değil. Esas iş kulüplerin başarısının yöneticiler kadar sporculara da bağlı olduğunun anlaşılmasıdır. O nedenle başta Rıdvan Dilmen olmak üzere birçok futbol efsanesinin bu ülkede sadece yorumculuk yapmasını normal karşılamamak gerekir. Ali Şen’in gazabına uğradıktan sonra kendini antrenör olarak da ispat eden Rıdvan’ın, Fatih Terim yönetimindeki milli takımda neden görev alamadığını sorgulamak gerekir…
Neyse Türkiye’de bu tarz, yani insana değer verildiğini gösteren anlaşmalar olmaması üzücü işte…