Archive for Ocak, 2008

h1

Nar ve Webcam

Çarşamba, Ocak 30th, 2008

Geçen hafta Perşembe günü birçok gazetede ve web sitesinde enflasyon sepetiyle ilgili bir haber çıktı. * * * Haberin özü aslında çok basit; Türkiye İstatistik Kurumu enflasyon sepetini oluşturan ürün ve hizmetlerde küçük bir değişiklik yapmış. Ve anladığım kadarıyla bu rutin bir değişiklik. Yani kurum gerek gördükçe, sadece enflasyon sepetinde değil neredeyse tüm parametrelerde bu tarz güncellemeler yapıyor. Bu değişikliğin nedeniyse daha sağlıklı istatistiki verilere ulaşmak. Neyse yukarıda da belirttiğim gibi TÜİK ülkemizdeki enflasyon oranını belirlerken kullandığı ürün ve hizmetlerin bazılarını 2008 yılbaşıntan itibaren değiştirmiş. Konuyla ilgili tüm haberleri okuduktan sonra bu güncellemenin hangi ürünleri kapsadığını merak ettim. Kurumun web sitesinde küçük bir arama yapıp tüm listeye ulaşamayınca, sitedeki bilgi talep formunu kullanarak yetkililerden bilgi istedim. Hemen ertesi gün de kurumdan cevap geldi. (İnanın bu kadar hızlı cevap alabileceğimi hiç düşünmüyordum. Demek ki Türkiye İstatistik Kurumu’nda gerçekten işini yapan insanlar var. Hepsine teşekkürler). Unutmadan bana gönderilen listeyi ben de buradan paylaşmalıyım ki benim gibilerin merakını söndüreyim :)

2008 başı itibariyle tüketici fiyatları endeksine giren - çıkan ürünler

Giren Çıkan
Nar Nişasta
Vanilya Bornoz
Sirke Radyatör
Mayonez Sulama Hortumu
Neskafe 3’ü bir arada Streç Film
Elektrik sobası (İnfrared) İğneciye ödenen ücret
Buzdolabı poşeti Şeker ölçme aleti
Scooter motosiklet
Uydu alıcısı
Taşınabilir bellek
Webcam

Listeye bakınca gördüm ki ben ve benim gibi düşünenlerin ilgisini çekebilecek tek ürün webcam değil. Webcam’den başka Scooter olarak adlandırılan motosikletler (ki ben de bir tane istiyorum :)), uydu alıcılar, infrared elektrikli sobalar ve taşınılabilir bellekler de yılbaşından itibaren enflasyon sepetine alınmış. Gerçi biraz düşününce TÜİK çalışanlarının hafıza kartlarını da taşınabilir bellek sınıfına sokmuş olabileceğini düşündüm ama bu küçük detay sonucu değiştirmiyor.Sonuç ne mi? Sonuç; halkımızın son yıllarda dur durak bilmeden teknolojiye yatırım yapıyor olması. Yani benim “modern oyuncak” olarak tanımladığım webcam ve taşınılabilir bellek gibi ürünlerdeki sahiplik oranı hızla artıyor. Teknolojik cihazlar her eve girmeye başlıyor. Hem de öyle bir hızla ki TÜİK bile hane başına nişasta tüketimi yerine webcam sahipliğini kıstas almaya başlıyor. Tabii ki webcam satışını MSN kullanımı arttırıyor. Taşınabilir bellek satışını da dijital fotoğraf makinesi ve MP3 çalar gibi cihazların artan popülaritesi körüklüyor. Böylece de her yaş grubundan insan teknolojiyle tanışmış oluyor. Eğer önümüzdeki beş yıl içinde laptop da bu listeye girerse o zaman yarınlardan daha çok şey bekleyebiliriz diye düşünüyorum.

Başlıktaki nar ne mi? Webcam ile beraber nar da tüketici endeksine eklenmiş :) 

h1

Çavdar Tarlasında Tarkan

Çarşamba, Ocak 23rd, 2008

Yılbaşı üzeri Tarkan’ın yeni albüm kapağını gördüğümde aklıma gelen ilk şey Jerome David Salinger oldu. Çünkü Salinger’ın orijinal adı “The Catcher in the Rye” olan romanının Türkiye’deki son baskısına “Çavdar Tarlasında Çocuklar” ismi verilmişti. Tarkan da “Metamorfoz” isimli son albümünün kapak fotoğrafını, kimine göre buğday, bana göreyse çavdar tarlasında çektirmiş. O nedenle birden aklıma Salinger geldi…
“The Catcher in the Rye” Türkiye’de ilk yayınlandığında kitaba çevirmeni tarafından “Gönülçelen” adı verilmiş. O ilk çevirinin hangi yıl basıldığını bilmiyorum ama “Çavdar Tarlasında Çocuklar”ın ilk baskısı 1997 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yapılmıştı. Açıkça söylemek gerekirse kitabı ilk gördüğümde “Çavdar Tarlasında Çocuklar” ismi bana pek sıcak gelmemişti. Ne de olsa diğer cepte “Gönülçelen” gibi bir efsane vardı…
Neyse konumuz Salinger veya “Gönülçelen” değil. Aslına bakarsanız Tarkan veya yeni albümü de değil. ben sadece aklımdan geçenleri paylaşmak istedim.
Dediğim gibi albüm kapağını görünce kafamda Salinger belirdiği için o günden sonra gazetelerdeki Tarkan haberlerini daha ciddi okumaya başladım. Yeni imaj tartışmalarını takip ettim. Ve neden o fotoğrafın, hiç kimseye bendekine benzer bir serbest çağrışım yaşatmadığını merak ettim. Baktım ki kimse hiçbir yerde yazmıyor, sonunda oturup ben yazdım;)

h1

Eker Diye Bir Marka

Pazartesi, Ocak 7th, 2008

Yaklaşık iki hafta önce yepyeni bir markayla tanıştım; Eker… Şimdiye kadar tadına baktığım en lezzetli ayranlarından biri olarak karşıma çıktı Eker. Hem de 10 - 15 gün içinde iki farklı mekanda ayran olarak Eker servisi yapıldığını gördüm.

Birkaç yıldır meşrubat tercihimi ağırlıklı olarak ayrandan yana kullanıyorum. Hatta standart Migros ziyaretleri sonunda “hadi bir litrelik ayran alalım, eve gidince içeriz” diyerek başta aslan oğlum Doğuş olmak üzere birçok insanın kabusu oluyorum. Bu zorunlu “ayran tadım seanslarına” katılmak istemeyenlere de numaradan gönül koyuyorum:) Başlıyorum ayranın ne kadar yararlı bir içecek olduğunu anlatmaya.

Tabii ki aslında ne içeceğimi, ne yediğim belirliyor. Eğer yemek için McDonalsd’s’a gittiysek Coca Cola içiyorum. Rota Burger King’i gösteriyorsa Fruko gazoz oluyor tercihim. Çünkü Pepsi’nin tadını beğenmiyorum. Yani Pepsi Cola değil Coca Cola içiyorum. Ama eğer menüde “etin en güzel hali” olarak tanımladığım kebap varsa veya son yıllarda merak saldığım pide olayına girdiysek ayran tercih ediyorum.

Eker markasıyla yılbaşından birkaç gün önce Kızıltoprak’taki Şampiyon‘da tanıştım. Doğuş’la birlikte kokoreç yemeye gitmiştik ve masaya Eker ayran geldi. Bu olaydan birkaç gün sonra da, eskiden Göztepe İstasyon Caddesi olarak anılan, ama artık Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi olarak adlandırılan yerde, yani yeni evimizin sokağındaki Köyüm Pide‘de gördüm Eker ayranı.

Eğer bulabiliyorsam ayran tercihimi genelde Sütaş ve Tikveşli’den yana kullanmaya çalışıyorum. Artık Eker de bu listede başa güreşecek gibi görünüyor. Tabii bu tercih sıralamasında markaların her yerde bulunup bulunmadığı da çok önemli oluyor. Ama ben yine de bu blog’u takip edenlerin eğer fırsat bulurlarsa Eker ayranı denemelerini ve görüşlerini bizlerle paylaşmalarını istiyorum. Unutmadan; Köyüm’de Eker’in sakızlı muhallebisini de denedim. O da gayet başarılıydı. Zaten web sitesine göz attığımda Eker’in sadece ayran değil başta peynir ve yoğurt olmak üzere birçok süt ürününe sahip olduğunu da görmüştüm. Şimdiki hedefim yayık ayranı. Bakalım onun tadına da bakabilecek miyim?

**

Önemli Not: Web’de yaptığım araştırmalar sonunda Eker’in yeni bir marka olmadığını hatta son zamanlarda Eker ayran fanatiklerinin ürün kalitesinden şikayetçi olduğunu gördüm (bkz Ekşi Sözlük). Ama dediğim gibi ben Eker’i daha yeni keşfettim:( Öte yandan web sitesinden anladığım kadarıyla Eker’in radyo ve gazete / dergi reklamları da varmış. Fakat ben şimdiye kadar o reklamları da hiç görmemişim:(