
Üzgünüm Fenerbahçe
8 Ekim 2007
Türk insanının en büyük hobisi Pazartesi sabahından Cuma akşamına kadar maç sonuçlarını konuşmak / tartışmaktır. Dünya yıkılsa kimse takımına toz kondurmaz. En kritik yorumlar, teknik analizler, futbolcu / antrenör değerlendirmeleri çay bardağının yanına katık edilir. Zaman zaman ateşli tartışmalar, kalp kırma seanslarına dönüşür. O nedenle ben böyle muhabbetleri pek sevmem:) Sadece kendime çok yakın hissettiğim insanlarla haftayı konuşurum.
Her Fenerbahçeli gibi benim de çevremde yeterince Galatasaraylı vardır. Mesela dergideyken birlikte çok zaman geçirdiğimiz Yıldıray, çocukluk arkadaşım Boysan gibi…
Tabii her Fenerbahçeli gibi ben de en büyük keyfi Galatasaraylılar’a takılınca alırım.
Ama bu yıl sezon başladığından beri konuşacak bir şeyimiz yok. Çünkü ortalıkta üzerine konuşulacak bir Fenerbahçe yok. Roberto Carlos’lu, Mateja Kezman’lı Alex’li Fenerbahçe şu an ligde dört beraberlik, bir malubiyet, üç galibiyetle beşinci sırada. Geçen yılın şampiyonu Fenerbahçe, sekiz hafta sonunda sadece dokuz yol atmış, yedi tane de yemiş.
Öte yandan aynı takım Şampiyonlar Ligi’nde gayet iyi maç oynamış, rakiplerine kök söktürmüş. Yani şimdiye kadar olanın tam tersini yapmış. Fakat hep söylerim; derbi kazanmadan şampiyon olmak keyif vermez. Avrupa’da başarılı iki sonuç, ligde puan kaybedilen beş maçı unutturmaz.
Tüm Fenerbahçeliler’in bildiği gibi bir yerlerde bir yanlış var. Bence takımın durmasında Tuncay Şanlı’nın Middlesbrough’a, takımın abilerinden Rüştü’nün Beşiktaş’a ve Ümit’inse FC Köln’e gitmesinin de payı var. Ama sorunun bu kadar basit olmadığını düşünüyorum. Bence Fenerbahçe yönetiminin her platformda güç kullanarak takımı oynattığı dönem artık sona erdi. Ne futbolcular, ne de rakipler artık “büyük Fenerbahçe” masalına inanmıyor.
Fenerbahçe’nin bir Rönesans’a, reforma ihtiyacı var. Klüp yönetiminin kendini yenilemesi değil, kendini baştan yenilemesi gerekiyor ki gönlümüzdeki Fenerbahçe’ye kavuşabilelim.
Yoksa…
Yoksa… Yapacak bir şey yok. Sonuna kadar bu takımı tutmaya devam edeceğiz ama… Mesela bu yıl aslan oğlum Doğuş’a henüz bir Fenerbahçe forması almadım. O da şimdiye kadar forma istemedi. Daha önce Anelka, Alex formalarını kendi istemişti. Hatta geçen yıl, sezon sonuna doğru fazladan bir Mehmet Aurello forması için Doğuş kaç takla atıyordu:)
Neyse… Dediğim gibi üzgünüm Fenerbahçe…
