h1

Feribotla İstanbul - Bodrum

8 Ağustos 2007

Söylemesi ayıptır ama İstanbul son yılların en sıcak günlerini yaşarken sevgilim Mine ve ben Bodrum’un birbirinden güzel koylarında denize giriyor, bazen kumsallarda bazen de beach’lerde minderlerin - şezlongların üzerinde uyukluyorduk.

Neden Feribot?

Bu yıl bir değişiklik yaptık ve İstanbul’dan Bodrum’a uçakla değil feribotla gittik. Aslında ilk planımız arabayla gitmekti. Bandırma’ya kadar İDO‘nun feribotuyla gidip, sonra içimizdeki trafik canavarına kulak asmadan yola devam edecektik. Bu şartlar altında feribot bize gidiş - dönüş ortalama 400 YTL’ye, toplam yolculuk ise 400 YTL ve Bandırma - Bodrum - Bandırma arasındaki mesafenin benzin parasına mal olacaktı. Ama trafikle uğraşmak istemediğimiz için bu fikirden vazgeçtik. Eğer Perşembe sabahı yola çıkabilseydik bu rotayı izleyebilirdik. Ne de olsa Cuma hariç hafta içi günlerde Bodrum istikametine pek trafik olmazdı. Ama Mine’nin bir toplantısı nedeniyle Perşembe gününü İstanbul’da geçirmemiz gerekiyordu.

Sonra “Uçakla gidelim, Bodrum’da da araba kiralarız. Hatta arabayı sadece ihtiyacımız olan günler kiralar, ekonomi yaparız” dedik. Ne de olsa havayolları arasındaki rekabet nedeniyle 59 YTL’den başlayan fiyatlarla uçmak mümkündü. THY ve Atlas Jet‘in web sitelerini kontrol edince gördük ki 59 YTL’ye uçabilmek için aylar öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Bizim bulabildiğimiz en uygun bilet 149 YTL idi. Yani iki kişi, gidiş - dönüş için 600 YTL ödeyecektik. Ancak her iki havayolu şirketinin web sitesinde de ödeme sayfasına geldiğimizde vergi ve hizmet bedeli için ortalama 100 YTL fazla ödememiz gerektiğini görünce bu fikirden de vazgeçtik. Çünkü 700 YTL uçağa, 10 gün kalacağımız Bodrum’da da en az 500 YTL abara kiralamaya verme fikri pek hoşumuza gitmedi.

Sonra Bodrum’da araba kiralayan bir ahbabımızdan İstanbul - Bodrum feribot seferlerinin başladığını öğrendik ve Deniz Line‘a ulaştık. Yolculuk 24 saat sürüyordu. Feribotta yüzme havuzu, spor salonu, restoran, cafe filan vardı. İster konfor seviyesi birbirinden farklı kamaralarda istenirse de en ekonomik şekliyle pulmanda yolculuk edilebiliyordu. İşin en güzel yani bizim tatile denk düşen gidiş ve dönüş günlerinde de sefer vardı. En ucuzundan kamara + araba için 710 YTL verdik ve biletimizi aldık:)

Gemi Yolculuğu

İstanbul’dan Bodrum’a feribotla gitmenin en güzel yanı gemiye adımınızı atığınız anda tatilin başlıyor oluşu. Yani güneşlenmek, kitap okumak veya yatıp uyumak için yeterince zamanınız oluyor. Geminin farklı salonlarına yerleştirilmiş LCD ve plazma ekranlardan televizyon seyretmek de mümkün. Tabii bence işin en önemli yanı gemi yolculuğunun insanı rahatlatması. Bol oksijen ve iyotun tüm yorgunlukları alıp götürmesi.

Beğenmediklerim…

Her şeyden önce gemide yeme - içmenin acayip pahalı olduğunu söylemem gerekiyor. Ne kadar mı pahalı? Şöyle bir örnek vereyim: Efes Pilsen’in küçük kutu birası feribotta 8 YTL fiyatla satılıyor . Bodrum’a iner inmez alışveriş yaptığımız Ortakent - Yalıkavak sapağındaki KİPA’da ise aynı bira 1,50 YTL’ye satılıyordu. Şimdi baktım, Migros’taki satış fiyatı ise 1,66 YTL. Başka bir örnek vermek gerekirse soda 3 YTL. Açık büfe akşam yemeği kişi başı 39 YTL ki bu fiyata içecekler dahil değil. İki kişi yemekte bir de küçük Tekirdağ içerse 125 YTL hesap ödüyor. Akşam yemeğine 125 YTL ödemeyi göze alan iki kişinin, Mezzaluna‘da gayet güzel pizzalar yiyebileceğini, Tike‘de kebabın dibine vuracağını sanırım söylememe gerek yok. Ama gemide makul ve mantıklı fiyatlara bir şey yemek mümkün olmadığı için ya aç kalacaksınız ya da bu rakamları kabulleneceksiniz. Bir diğer seçenek ise yanınıza sandviç, bisküvi gibi bir şeyler alıp, yolculuğu onunla tamamlamak olabilir ama öyle ya da böyle en azından suya para vereceğinizi unutmayın. Zaten gördüğüm kadarıyla tecrübeli yolcuların tamamı yiyeceklerini yanlarında getirmişti. Evet bu yasak ama sen içeride fahiş fiyatlara satış yaparsan buna engel olamazsın. Oysa fiyatlar makul olsa emimin çok daha fazla satış olur ve toplamda daha çok net gelir elde edilebilir. Hem böylece müşteri memnuniyi de artar ve başta çocuklu aileler olmak üzere insanlar feribot yolculuğuna daha sıcak bakmaya başlarlar.

Sonra gemideki havuz, bir havuzdan çok çocukları eğlendirmek için düşünülmüş bir detay sanki. Yani o kadar küçük ki yüzmek mümkün değil. Ancak serinlemek için kullanılabilir. Zaten açıkça söylemek gerekirse Bodrum’a tatile giderken veya tatilden dönerken kimsenin küvetten bozma bir havuza tenezzül etmeyeceği de bir gerçek.

Ve tabii ki yolculuğun 24 saat sürmesi…Sanırım ilk başlarda bu yolculuk 24 saat değil 16 saat olarak düşünülmüş. Ama yakıt tasarrufu amacıyla sonradan 24 saate çıkarılmış. Bizim yolculuğumuz giderken de gelirken de 24 saatten fazla sürdü. Bu yolculuk sırasında anladım ki benim gibi sabırsız insanlar için 24 saat yolculuk pek keyifli değil. Hele ki yolculuk rötar veya başka bir nedenle uzuyorsa…

Dönüş yolculuğunda feribot neredeyse bomboştu. Öyle ki bazı salonlar kapatılmıştı bile:) Gerçi bizim döndüğümüz seferin ek sefer olduğunu da unutmamak lazım ama yine de insanın aklına “farklı seferler için farklı fiyatlandırma yapılamaz mı?” sorusu geliyor.

Gelecek Yıl???

Tüm bu saydığım negatif yönlere rağmen eğer önümüzdeki yıl da tatil için yedi günden fazla zamanımız olursa yine Bodrum’a feribotla gideriz diye düşünüyorum. Tabii bu sefer giderken de gelirken de erzak ve içecek konusuna daha fazla kafa yorarız;) Hatta en son ben küçükken pikniğe giderken kullandığımız portatif buzdolabını bile yanımıza alabilirim:) Düşünün feribotta harcadığımız para canımı ne kadar yakmış:)

2 comments to “Feribotla İstanbul - Bodrum”

  1. Ama ben çok eğlendim. Hatta atın beni denizlere:)
    Sonracığıma geminin personelinden de söz etmemişsin -ki benim hizmet sektöründe çalışanlarla alakalı ciddi sorunlarım olmasına rağmen- neredeyse hepsi ilgili ve güleryüzlüydü diyebilirim. Ama seninle keşfettiğimiz:) ! “deniz dili” diye bir şey de vardı sanırım, ne söylediklerini anlamak için 5 kez tekrar ettirmek zorunda kalıyorduk. Olsun, söylemişsin zaten, vakit boldu :)
    Seneye de feribotla gideceğimizi de buradan öğrendim, sevinç içerisindeyim :)


  2. Gerçeken çok yüksek rakam ödemişsiniz bence. Biz üç kişi Antalya’ya kendi aracımızla 135 YTL’ye gittik. Aracımda halen çeyrek depo mazot vardı. 2.40×2 otoyol ücreti ve afyonda kahvaltıyı (30 YTL) da katınca yol masrafı olarak 34.80 YTL cıktı cebimizden. Yanımızda zaten giderken atıştırmalık biseyler de hazırdı. Bu fazla bir yemek masrafı yapmamamızı sağladı. Dönerken aldığımız 100 YTL’lim mazotla da evimize ulaştık yani toplam yolculuk masrafımız 235 mazot + 38.40 yol+yemek= 273.40 YTL
    Benim aracım 307 1.4 HDI. Yakıt tasarrufunu düşünenler için başarılı bir seçim. Klima sürekli açıktı ve araçta 2 bavul (ortaboy) yük vardı. Bu ortalama değerler tüm tatilciler için geçerli. Tek negatif yönü 10-12 saat araba kullanmanın yorgunluğu. Bunu göze alabilenler için bence en uygun fiyatlı ulaşım yolu dizel bir araçla gitmek. Çünkü otobüs kişi başı 60 ytl civarı uçak ise senin de söylediğin gibi hayli yüksek rakamlarda.
    Bu arada minnosh’a katılıyorum beni de atın denizle ve hiç çıkarmayın :(, keske tatil hiç bitmese…


Leave a Comment

*
Resimdeki kelimeyi girin.
Anti-Spam Image