
Küresel Isınmayla Bireysel Mücadele
Salı, Haziran 12th, 2007
Sanırım artık küresel ısınma – global ısınma veya global warning kavramını duymayanımız kalmadı. Hatta ne yazık ki küresel ısınmanın sonuçlarından öyle ya da böyle etkilenmeyenimiz de kalmadı:(
Açıkça söylemek gerekirse bundan yıllar önce ozon tabakasının delindiği haberini alan bir kuşağın üyesi olarak, ben insanlığı doğrudan etkileyen bu tarz sonuçların birkaç kuşak sonra ortaya çıkacağını düşünmüştüm. Ama dünya, daha doğrusu dünyada yaşayan insanlar ozon tabakasına zarar veren sera gazlarının azaltılması konusunda bireysel olarak gayet iyi bir performans gösterdi. Tüketim tercihleri ozonla dost ürünlere kaydırılınca, ozon tabakasındaki deliğin büyüme hızı azaldı ve sanırım doğa ana kendisine gösterilen bu saygıyı deliği biraz olsun kapatarak ödüllendirdi.
Neyse geyiği keselim ve bizim evde uyguladığımız küresel ısınmaya karşı bireysel mücadelemize gelelim.
Son zamanlarda televizton başta olmak üzere tüm elektrikle çalışan cihazları açma – kapama düğmesinden kapatmaya çalışıyoruz. Yani uzaktan kumandadaki standby tuşuna basarak kapatmak yerine cihazın üzerindeki güç düğmesinden kapatmayı seçiyoruz. Evet ilk başlarda biraz güç oluyor ama insan çok kolay alışıyor;)
Buzdolabımızın soğutma ayarını biraz daha aşağı çektik. Yani yiyeceklerimizi kutup ortamında değil de bozulmalarını önleyecek soğuklukta muhafaza ediyoruz.
Sonra ben ADSL modemi kullnmadığım zaman kapatıyorum. Evde laptop kullandığımda pilini çıkarıp bilgisayarı doğrudan elektrikle çalıştırıyorum.
Banyodaki sifonun içine 1,5 litrelik bir pet şişe yerleştirdik. Böylece her sifon çekilişinde 1,5 litre sudan tasarruf ediyoruz.
Market alışverişimizde organik yöntemlerle yetiştirilen ürünleri tercih etmeye başladık.
Asıl söylemek istediğim tüm bunların bizim aile bütçesinde yarattığı tasarruf veya bizim gibi 1000 ailenin buna benzer önlemler alarak ortaya çıkarabileceği ekonomik değer değer değil. Tabii ki işin tasarruf yönü de var ama daha önemlisi insan hayatı. Eğer bu önlemleri alarak gelecek kuşaklarda en az bir kişinin hayatını daha konforlu yaşamasını sağlayabilirsek, ne mutlu bize…
Sanırım artık küresel ısınma – global ısınma veya global warning kavramını duymayanımız kalmadı. Hatta ne yazık ki küresel ısınmanın sonuçlarından öyle ya da böyle etkilenmeyenimiz de kalmadı:(
Açıkça söylemek gerekirse bundan yıllar önce ozon tabakasının delindiği haberini alan bir kuşağın üyesi olarak, ben insanlığı doğrudan etkileyen bu tarz sonuçların birkaç kuşak sonra ortaya çıkacağını düşünmüştüm. Ama dünya, daha doğrusu dünyada yaşayan insanlar ozon tabakasına zarar veren sera gazlarının azaltılması konusunda bireysel olarak gayet iyi bir performans gösterdi. Tüketim tercihleri ozonla dost ürünlere kaydırılınca, ozon tabakasındaki deliğin büyüme hızı azaldı ve sanırım doğa ana kendisine gösterilen bu saygıyı deliği biraz olsun kapatarak ödüllendirdi.
Neyse geyiği keselim ve bizim evde uyguladığımız küresel ısınmaya karşı bireysel mücadelemize gelelim.
Son zamanlarda televizton başta olmak üzere tüm elektrikle çalışan cihazları açma – kapama düğmesinden kapatmaya çalışıyoruz. Yani uzaktan kumandadaki standby tuşuna basarak kapatmak yerine cihazın üzerindeki güç düğmesinden kapatmayı seçiyoruz. Evet ilk başlarda biraz güç oluyor ama insan çok kolay alışıyor;)
Buzdolabımızın soğutma ayarını biraz daha aşağı çektik. Yani yiyeceklerimizi kutup ortamında değil de bozulmalarını önleyecek soğuklukta muhafaza ediyoruz.
Sonra ben ADSL modemi kullnmadığım zaman kapatıyorum. Evde laptop kullandığımda pilini çıkarıp bilgisayarı doğrudan elektrikle çalıştırıyorum.
Banyodaki sifonun içine 1,5 litrelik bir pet şişe yerleştirdik. Böylece her sifon çekilişinde 1,5 litre sudan tasarruf ediyoruz.
Market alışverişimizde organik yöntemlerle yetiştirilen ürünleri tercih etmeye başladık.
Asıl söylemek istediğim tüm bunların bizim aile bütçesinde yarattığı tasarruf veya bizim gibi 1000 ailenin buna benzer önlemler alarak ortaya çıkarabileceği ekonomik değer değer değil. Tabii ki işin tasarruf yönü de var ama daha önemlisi insan hayatı. Eğer bu önlemleri alarak gelecek kuşaklarda en az bir kişinin hayatını daha konforlu yaşamasını sağlayabilirsek, ne mutlu bize…
