Archive for Mayıs, 2007

h1

Lounge FM 102

Pazartesi, Mayıs 28th, 2007

Aslında radyo tercihimin Eksen ile sınırlı olduğunu çok rahat söyleyebilirim. Ama nedense Eksen son zamanlarda kendini dinletmemek için özel bir çaba harcıyor gibi. Şunu da itiraf etmek lazım ki ben de artık eskiden olduğu kadar çok radyo dinleyemiyorum. Fakat son 15-20 gündür Eksen’in gözümden ne kadar düştüğünü anlatamam. Zaten emin olun anlatmaya kalksam bu hiç kimse için okunması keyifli bir yazı olmaz…

Neyse ben de zon zamanlarda Lounge FM 102′yi fark ettim. Evet Eksen ile çok farklı:) Lounge daha kolay dinlenilebilen bir radyo…

Dün de yani 27 Mayıs’ta Lounge’ın Kemer Golf & Country Club’taki Chill-Out festivaline katıldık. Şimdiye kadar gördüğüm en düzgün organizasyon olduğunu söyleyebilirim. Temiz tuvaletler, soğuk içecek, gayet düzgün bir insan kitlesi…

Aslında bu benim Kemer Country’ye ilk gidişim. Ve gördüğüm kadarıyla festival organizasyonunun düzgün olmasında mekan olarak buranın seçilmesinin de çok büyük payı var. Çünkü Kemer Golf & Country Club, zaten Kemer Country’de oturanların eğlenceli zaman geçirmesi için düşünülmüş bir konsept. içinde Starbucks’ı kitapçısı, bistrosu, sineması filan olan bir tesis. Yani festival alanında güneşten çok mu piştiniz? Hadi içeri girin ve klimaların çalıştığı bir yerde oturun. Veya Starbuck’a gidip bir Mocha için. Festival alanında kurulan çadırlarda satılan döner, mantı, kumpir gibi yiyecekler açlığınızı bastırmayacaksa bistrosunda oturup gayet zengin bir menüden seçim yapabilirsiniz. Bu arada festival dışarıda tam gaz devam ediyor. Sponsor firmalar sizi güneşten korumak için şapka, tadımlık soğuk içecekler filan dağıtıyorlar. Aslında anlatmak istediğim ortamın gerçekten çok güzel olduğu ve bizim de gayet keyifli bir pazar günü geçirdiğimiz.

Ama asıl söylemek istediğim radyoyu yönetenlerin bu event’e dört dörtlük hazırlanmış olmaları. Hemen hemen her şeyi düşünüp önlem almaları. İnsanların festival alanından mutlu ayrılabilmeleri için akla gelen her güzelliği yapmış olmaları. Türkiye’de bir kurumun bu kadar planlı hareket edebildiğini görmek gerçekten çok sevindirici. Emeği geçen herkese tek tek teşekkür etmek mümkün olmayacağı için bu yazıyı dünkü keyifli organizasyon için bir teşekkür olarak kabul etsinler lütfen.

Artık Lounge FM 102′ye daha fazla göz ve kulak olacağım:)

h1

ADSL Paylaşımı YASAK(mış)

Cuma, Mayıs 11th, 2007

Türk Telekom Sakarya İl Müdürü ADSL paylaşımının yasak olduğunu söylemiş.

Haberi Anadolu Ajans’ı geçmiş. Ben HABERTÜRK‘de okudum. Şimdi öyle bir şirket düşünün ki il müdürü olarak atadığı bir insan ipe sapa gelmez laflar etsin. Nasıl yasakmış? Beni kablosuz ADSL modemime şifre koymaya kim zorlayabilir? Canı isteyen paylaşır, canı istemeyen paylaşmaz. Sayın il müdürü ve CEO’nun gücü buna yeter mi?

Siz 3 kuruşluk hizmeti bu ülke insanının öderken zorlanacağı kadar fahiş fiyata satın sonra da “paylaşmak yasak” diyen bir meczup bulup il müdürü olarak görevlendirin.

Ama sakın “hizmet kalitesini arttıralım, fiyatı düşürelim ki insanlar paylaşmak yerine satın almayı düşünsünler” gibi tüm dünyada kabul gören modern pazarlama ve satış stratejileri geliştirmeyin. Müşteri memnuniyeti konusuna kafa yormayın. Yaptığınız toplantılarda ADSL’in neden bu kadar pahalı olduğu sorusu sorulduğunda, bu soruya açıkça cevap vermek yerine lafı dolandırın. Bizleri kazıkladıkça daha çok kazıklamanın yolunu arayın.

Ne de olsa şundan birkaç yıl önce tekeldi şimdi de burası eski Doğu bloğu ülkelerinden biriymişi gibi davranabilirsiniz. Yani hala tekelmiş gibi davranmaya devam edilebilirsiniz. Çünkü ne Ulaştırma Bakanı ne de bu konuda çalışan yetkili ve bilgili bürokratlardan biri çıkıp Türk Telekom’a laf edemez, “arkadaşlar yeter bu milleti kazıkladığınız” diyemez. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenler, özelleştirme amacıyla imza attıkları gün, Türk Telekom’u “ADSL paylaşımı yasak” diyen il müdürü gibi kara cahillere ve profesyonel insafsızlardan oluşan bir yönetim kuruluna emanet ettiler. O yönetim de asıl işini Türk halkına hizmet vermek değil bu halkı kazıklamak olarak tanımladı. Ve ne yazık ki bu işi dört dörtlük yapabilmek tüm gücüyle çalışıyor.

h1

PlayStation’ın Yaratıcısı Emekliye Ayrılıyor

Salı, Mayıs 8th, 2007

Geçen hafta ajansların geçtiği en ilginç teknoloji ve iş dünyası haberlerinden biri PlayStation’ın yaratıcısı olan Ken Kutaragi’nin 19 Haziran 2007 tarihinde emekliye ayrılacağıydı. Birçok insan için hiçbir şey ifade etmeyen bu haber, aslında PS3′ün ticari başarızlığının Sony’de ne kadar büyük bir hoşnutsuzluk yarattığının da en büyük göstergesi.

Bildiğimiz gibi dünyada oyun işini ciddiye alan ve bu konuda kayda değer paralar kazanan ilk şirketlerden biri Nintendo olmuştu. Nintendo 1990′a kadar Game Boy, Color TV Game ve Nintendo Entertainment System (NES) konsollarını geliştirip satışa çıkarmış, oyun sektöründen büyük karlar elde etmeyi başarmıştı. (Ki NES oyun konsolları tarihinde üçüncü nesli ifade eder. PS3, Nintendo Wii ve Xbox 360 ise yedinci nesildir). Böylesi bir ortamda yani daha takvimler anca 90′ların başını gösterirken Sony’yi oyun konsolu üretmeye ikna eden kişi Ken Kutaragi olmuştu. O zamanlar genç bir mühendis olan ve başarılı bir yönetici olacağının sinyallerini veren Ken Kutaragi, PlayStation’ı tamamen kendisi tasarlamış kısaca söylemek gerekirse bir şekilde hayallerini kurduğu oyun konsolunu yaratmıştı. PlayStation 1994 sonunda Japonya’da, 95 Eylül’ünde de Amerika’da satışa çıktıktan sonra Sony yöneticileri Ken Kutaragi sayesinde nasıl bir işe bulaştıklarını fark etmişlerdi. Kutaragi bir anda Sony’in en başarılı isimlerinden biri haline gelmiş ve Sony Computer Entertainment Inc. (SCEI) olarak isimlendirilen Sony’nin eğlence şirketinin başına geçirilmişti. PlayStation’ı takip eden PlayStation 2 ve PlayStation Portable’ın yakaladığı ticari başarı da Ken Kutaragi isminin iyice efsaneleşmesini sağladı. O kadar ki Kutaragi sadece SCEI’ın dünya başkanı olmasına rağmen Sony’de sözü en çok geçen yöneticilerden biri oldu. Ne de olsa oyun konsolu olarak PlayStation ve onun çevresinde dönen ticaret (oyunların satışından elde edilen gelir ve PlayStation alanların başta televizyon olmak üzere tüm elektronik cihaz tercihlerini de Sony’den yana kullanmaya başlamaları), Sony’nin en büyük kar merkezlerinden biri haline gelmişti. Ama bence Ken Kutaragi’yi oyun konsolu üretme fikrini veren şirket olan Nintendo, yıllar sonra Kutaragi’nin ipini çeken şirket de oldu.

Ken Kutaragi’nin son harikası PS3, pazarda beklenilen heyecanı yaratamayıp, hedeflenen satış rakamlarına ulaşamayınca PlayStation’ın yaratıcısı Kutaragi emekliye ayrlmak zorunda kaldı. Burada Wii ile PS3′ü kıyaslayacak değilim ama şunu açıkça söyleyebilirim ki Nintendo Wii ile PS3′ün ve dolayısıyla Ken Kutaragi’nin önünü kesti. PS3, babası Kutaragi’nin başını yedi ve oyun konsolu dünyasının bir numaralı yöneticisi gönüllü olarak emekliliğini istedi. Fakat bilinen bir gerçek var ki PlayStation markası Ken Kutaragi’nin bireysel çabaları ve dehasıyla bugünlere geldi. Sony, Kutaragi’ye çok şey borçlu. Ve söylenene göre PS4, 5 ve 6′ya uzanan yol haritalarının bile şimdiden Ken Kutaragi tarafından belirlendiği ve Sony’nin de bu yol haritasından sapmamaya niyetli olduğu…

h1

Cem Yılmaz + Mazhar Alanson + Biricik Suden

Salı, Mayıs 1st, 2007

Türk Telekom’u sevmek, bu şirketin yaptıklarına saygı duymak mümkün değil.
Biz diyoruz ki TT’nin verdiği tüm hizmetler çok pahalı. TT her ne kadar fiyatları düşürdüğünü iddia etse de hem ADSL hem de telefon görüşmeleri konusunda dünyanın en pahalı tarifelerinden birine sahip.
Zaten sürekli indirim yaptığını iddia etmesine rağmen hala yüksek fiyatlara sahip olması bile TT’nin bizleri “memnun edilecek müşteri” gibi değil de daha çok “yeterince yolunamamış kaz” olarak gördüğünün en büyük kanıtı…
Şimdi gelin küçük bir değerlendirme yapalım; bu TT ki sabit telefon tarifesinde indirim yaptığı yalanını söyleyerek fiyatı yükseltmiştir. Bu TT ki yıllardır ADSL tarifesini düşürür ama hala dünyanın en pahalı, en karlı ADSL’ini satar. Bu TT ki müşteri hizmetlerine sorulan sorulara, soranın kim olduğuna bakarak cevap verir. (Burada ne demek istediğimi, beni tanıyanlar anlayacaktır). Ve bu TT ki ne kadar kazıkçı bir şirket olduğu gerçeğini günümüzün en pahalı figürlerini reklamlarında oynatarak saklamaya çalışır…
Hepimiz biliyoruz ki Cem Yılmaz, şu an Türkiye’nin en başarılı ismidir. Ve yine aynı Cem Yılmaz bu ülkenin en pahalı adamıdır. Yaptığı işin hakkını fazlasıyla almadığı sürece o işi yapmamaktadır. Mazhar Alanson’un da ucuz bir isim olduğunu sanmıyorum. Bence yılların Mazhar Alanson’u da (Cem Yılmaz kadar olmasa bile) reklamlarda oynamak için epey para ister. Yani Cem parayı arabalarıyla anca taşırken, Mazhar’ın “biricik” eşiyle birkaç bavula doldurduğu düşünülebilir.
Sakın yanlış anlaşılmasın! Benim gözüm ne Cem’in ne de Mazhar’ın kazandığı parada. Helali hoş olsun.
Benim lafım sadece Türk Telekom’a…
Yanlış fiyatlandırmalar yapmasa, bizleri kazıklamak için eline geçen her fırsatı kullanmasa, verdiği hizmetlerin fiyatını GERÇEKTEN düşürse, Cem Yılmaz’ı televizyonda görünce ben de güleceğim.
Ama şu an televizyondaki TT reklamlarını görünce sadece küfediyorum… Hatta o kadar sağlam küfürler ediyorum ki eminim bütün TT yöneticilerinin o an kulakları çınlıyordur, rahat yataklarında mışıl mışıl uyuyanlar bile şöyle bir dönüyordur;)