Archive for Nisan, 2007

h1

WordPress’e Google AdSense Eklemek

Salı, Nisan 24th, 2007

Uzun zamandır blog sayfama Google AdSense eklemek istiyordum. Bunu yapmak istememin ana nedeni AdSense’in nasıl çalıştığını anlamaya çalışmamdı. Çünkü şimdiye kadar Google ile ilgili birçok yazı okudum; AdSense’den ayda 1500 dolar kazananların da, çok kazanmak için hile yapmasalar bile bir şekilde yasaklananların da hikayelerini dinledim ama kendim olayı birinci elden test etmedim. O nedenle geniş bir zamanımda Google AdSense ile haşır neşir olmayı kafaya takmıştım. Ve nedendir bilinmez bu işi yaparken herhangi bir eklenti kullanmak istemiyordum. Amacım tamamen WordPress’in bana sunduğu tema düzenleme araçlarını kullanarak, HTML kodlarını derleyerek blog sayfama AdSense komutlarını yerleştirmekti. Ama açıkça söylemek gerekirse HTML ile bunu yapmak mümkün olmadı. Ben de çözümü MightyAdsense’de buldum. MightyAdsense kurulumu ve kullanımı gayet kolay bir eklenti. Gördüğüm kadarıyla şimdilik Türkçe desteği yok ama eminim genç gönüllü çevirmenler yakında MightyAdsense’e de zaman ayırıp, şevkat gösterecektir. Her ne kadar benim için MightyAdsense’i Selim kurmuş olsa da bu güzel eklentinin kullanımını şöyle özetlemek mümkün.

1) Önce MightyAdsense’i ana sayfasından indirip Zip’in içinden çıkarın.

2) Daha sonra WordPress’in Plugins klasörüne kopyalayın ve Admin paneldeki Eklentiler / Plugins kısayolunu kullanarak MightyAdsense’i aktifleştirin.

3) Artık Ayarlar > MightyAdsense komut dizinini kullanarak WordPress’e görünmesini istediğiniz tüm banner’ları ekleyebilir, reklam alanları arasınan seçim yapabilirsiniz. 

***

Bugünden sonra bir süre AdSense davranışlarını anlayabilmek için bol bol blog sayfamı kontrol edeceğim ve mümkün olduğunca farklı konularda yazılar yazmaya çalışacağım. Hatta kafamda birkaç tane İngilizce + Türkçe yazı örneği de var. Dediğim gibi tamamen Google AdSense’in çalışma mantığını kavrayabilmek / anlayabilmek amacıyla birkaç deneysel girişimde bulunacağım. Haberiniz olsun;)

h1

Aykut Erdoğan Diye Biri Gerçekten Varmış

Çarşamba, Nisan 18th, 2007

Garanti Bankası’nı ne kadar “sevdiğim” bir sır değil.

Dün gece sevgilim Mine, Şehrazat’ın Maceraları‘nı seyretmek için televizyon karşısına kurulmuşken ben de kendimi Need For Speed Underground 2′ye vermiştim. O kadar ki bu sabah sağ elimin işaret parmağında bir ağrı var. Demek ki gaza biraz fazla yüklenmişim:) Neyse tam osırada cep telefonum çaldı. Arayan numarayı tanımasam da telefonu açtım. Çünkü şu sıralar hem arabamı satıyorum hem de kiralık bir ev işi var… Karşıdan heyecanlı bir ses geliyor. Önce kendini tanıtıyor. Arayan kişi Aykut Erdoğan’mış. Hani şu Garanti Bankası ile yazdığım bir yazıya yorum bırakmış ve e-mail adresi yanlış olduğu için ben de kendisini sahte bir isim olarak değerlendirmiştim.

Aykut telefonda mail adresini farkında olmadan yanlış girdiğini, çok uzun bir zamandan beri benim blog sayfamı ziyaret etmediğini, bu nedenle de yazdıklarımı ancak gördüğünü, üzüldüğünü, beni PCnet’ten tanıdığını ve aslında sevdiğini söyledi. Zaten blog sayfama yeni yorumlar yazdığını ve durumu yine de bana anlatmak için telefon ettiğini belirtti. Ben de kendisine öncelikle cep telefonumu nereden bulduğunu sordum. Alan adımın who is bilgilerinden ulaşmış. Sonra da sözünü ettiği yorumları okuduktan sonra gerekli cevabı yazacağımı söyledim.

Bu sabah da ilk iş olarak yorumlarını onayladım ve bu yazıyı yazıyorum. Ben Aykut’u tanımam. Ne iş yaptığını, kim olduğunu, neyi amaçladığını bilmem. Bekleyeceği özrü dileyecek de değilim. Çünkü yazdıkları özür dilenmesini gerektirmiyor. Ben genel olarak bu sayfalardaki yorumlara cevap verirken aynı üslubu yakalamaya çalışıyorum. Yani amacım nasıl bir üslubla yorum yazılmışsa onun bir adım ilerisinde durmak. Kibara daha kibar, serte daha sert gibi… Bu stratejinin daha samimi insanlardan oluşan bir ekosistem yaratırken arada sırada bu sayfalara bakan, neden baktığını bilmeyen, benim blog sayfamda kendi borusunu öttürebileceğini sananları da uzaklaştıracağını düşünüyorum. O nedenle de Aykut’tan özür dilemeyeceğim. Ayrıca dün yazdıklarına da cevap vermeyeceğim. Aslında yazdıklarının tamamına satır satır cevap vermek mümkün tabii ama bunu yapmayacağım.

Sadece şunu şöyleyebilirim; Aykut Edoğan diye biri gerçekten varmış. Onunla kontak kurmak isteyenler yorumlarındaki mail adresini kullanabilirler.

h1

Türk Telekom Şimdi de Basını Susturmaya Çalışıyor

Pazartesi, Nisan 16th, 2007

Biraz önce Türk Telekom’un halkla ilişkilerini yapan şirketen bir haber bülteni ulaştı.

Başlığı “Türk Telekom Hukuk Dışı Saldırılara Karşı Hakkını Savunacaktır” olan bu duyurunun tam metni şöyle;

Türk Telekom Kurumsal İlişkiler Başkanı Ahter Kutadgu; bir takım çevreler tarafından kamuoyunu yanıltmaya yönelik, hukuka aykırı bir biçimde yapılan tanıtım ve haberlere karşı kurumun hakkını koruyacağını belirtti.
Türk Telekom’un Telekomünikasyon Kurumu’nun onayıyla 1 Mart’ta yürürlüğe giren tarife dengelemesinin ardından çeşitli mecralarda yanıltıcı,  gerçeğe ve hukuka aykırı mesnetsiz kampanyalar başlatıldı.
Kutadgu konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Yasal sınırlar içinde yapılan, özellikle medyadan gelen eleştiri ve yorumlara saygı duyuyoruz. Ancak Türkiye’nin en büyük kuruluşlarından biri olan Türk Telekom’a karşı yürütülen kötü niyetli, hukuk dışı, müşterilerimiz üstünde yanıltıcı etkisi olan ve Türk Telekom’un kurumsal itibarına saldırı niteliği taşıyan reklam ve açıklamalara kayıtsız kalmamız mümkün değildir. İlgili kişi ve kuruluşlar hakkında gerekli yasal yollara başvuruyoruz.”
 

**

Şimdi gelin kısa bir flashback yapalım.

Bir süre önce TT, telefon tarifesini değiştirdi. En yalın haliyle söylemek gerekirse indirim yapıyorum kisvesi altında zam yaptı. Şehir içi aramaların fiyatını şehirler arasıyla aynı tarifeye getirdi. Ne de olsa Telekom’un gelirlerinin büyük bir kısmını şehir içi konuşmalardan kazanılan paralar oluşturuyor. Bu gizli kazığın nasıl olduğunu burada anlatacak değilim. Çünkü evinde telefonu olan herkesin bilmesi, dikkat etmesi gereken bir konu bu.

Öte yandan TT, sadece telefon değil, ADSL fiyatları nedeniyle de eleştirilen bir şirket. Onlar her ne kadar dünyada ADSL’in Türkiye’den daha pahalıya satıldığı ülkeler olduğunu söyleseler de bu doğru değil. Hatta TT’nin son 1,5 - 2 yıldır ADSL fiyatlarında yaptığı indirimler bile bence göz boyamadan başka bir şey değil. Ayrıca Paul Doany’nin 2007 sonuna kadar ADSL fiyatlarında % 30′luk bir indirim daha müjdelemesi bile bana hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü biliyorum ki Türkiye’deki ADSL tarifesi dünyanın en pahalı tarifelerinden biri. Ve Telekom tekeli yıkılmadıkça da yapılan tüm indirimler göz boyamakdan öteye geçmeyecek. Çünkü ben ADSL tarifesini diğer ülkelerle kıyaslarken sadece hıza ve ücretine bakmıyorum. Kıyasladığım ülkelerdeki insanların gelirlerine, milli servetlerine de bakıyorum. Yani bir Türk, bir Amerikalı’dan daha az kazandığı için aynı hıza ve hizmete bir Amerikalı’dan daha az ödemeli diye düşünüyorum.

Neyse yukarıya, halkla ilişkiler şirketinden gelen haliyle copy / paste ettiğim metin gösteriyor ki TürkTelekom artık abonelerini kazıkladığının söylenmesini istemiyor. Gerçekleri söyleyenleri mahkemeye vereceğini basına duyuruyor.

Peki ya Türk Telekom, benim gibi Türk halkının kazıkladığını söyleyen birini mahkemeye verir ve davayı kaybederse ne olacak? Türk halkının ödediği vergilerle kurulan Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birini, değerinin çok altında bir fiyata aldığını ve satın almak için anlaştığı parayı da Türk halkına pahalı hizmetler satarak yine Türkiye’de kazandığını kabul ecek mi?

**

Bakın özelleştirmeye karşı değilim. Ancak Telekom’un özelleştirilmesinde birçok şeyin yanlış yapıldığını düşünüyorum.

Farklı bir açıdan bakmak isteyenler Önder Barlas’ın 14/07/2005 tarihinde star Gazetesi’nde çıkan yazısını okuyabilirler. O yazıda Önder özetle diyor ki “İyi, Telekom’u 6 milyar 550 milyon dolara sattık. Ama Türk Telekom bu ülkenin en çok vergi veren şirketlerinden biriydi. Şimdi o vergiler ne olacak?”

Telekom’un özelleştirilmesiyle ilgili  Önder Barlas’ın dikkat çektiği vergi konusu ve yüksek tarifelerden başka problemler de var… Şimdi tüm bu sorunlara bir de şehir eşkiyalğı olarak değerlendirilebilecek bu tehdit ekleniyor. Tehdit eden Türk Telekom Kurumsal İlişkiler Başkanı Ahter Kutadgu. Tehdit edilen Telekom’un uygulamalarını beğenmeyenler ve bu konudaki görüşlerini açık açık söyleyenler. Yani neredeyse hepimiz. Yani aslında mesleği, yaşı, cinsiyeti fark etmeksizin Telekom müşterileri. Bir şirket düşünün kendi müşterilerini tehdit etsin, “benim yaptıklarımı eleştirmeyin yoksa külahları değiştiririz” desin. Biz de korkup susalım. Komik olma kuzen Lary ;)

h1

Garanti, Bonus’larımı Verdi Ama iş Henüz Bitmedi

Salı, Nisan 10th, 2007

Hatırlayanlar olacaktır; 2007’nin ilk günlerinde Garanti Bankası’nı Sanayi Bakanlığı’na şikayet etmiştim. Konuyu merak edenler ve yorumları okumak isteyenler tık’lasın.
Geçen hafta Bonus kartıma 100 YTL bonus yüklendiğini gördüm. Garanti Bankası’nın o nefret ettiğim müşteri hizmetlerini (444 0 333) aradım ve bu 100 YTL değerindeki yüklemenin kaynağını sordum. Bana verilen cevap özet olarak şu: Ekstra Deniz Kızı Kampanyası konusunda yaptığım itiraz haklı bulunmuş ve bu nedenle de kartıma 100 YTL bonus yüklenmiş.
Şimdi gelelim buradan çıkartılması gereken sonuçlara:
1)    Ne olursa olsun insan hakkını aramalı.
2)    Hak ettiğinizin daha altında olan bir ödeme sizi mutlu etmemeli.
Zaten ben de mutlu değilim. Garanti bana 100 değil 125 YTL değerinde ödeme yapmalıydı. Çünkü kampanya sonucunda yaptığım işlemler nedeniyle 125 YTL’lik bonusa hak kazanmış olmalıyım. Aradaki 25 YTL’lik farkın da ödenmesi konusundaki talebimi bugün Garanti Bankası’na ilettim. Alacağım cevabı buradan sizlerle paylaşacağım.
3)    Ve işte benim için en güzel sonuç. Yukarıda verdiğim link’e tık’layanlar kendini gizleyen bazı yorumcuların gayet salakça mesajlar yazabildiğini görmüştür. Mesela adının Aykut Erdoğan olduğunu söyleyen ziyaretçim gibi… Sanırım kartıma yüklenen 100 YTL ve benim peşine düştüğüm +25 YTL’nin, Aykut Erdoğan gibilere verilebilecek en güzel cevap olduğunu herkes kabul ediyordur.