
Böyle Şeyler de Oluyor
27 Ocak 2007
Eğer bir gazeteci tanıdığınız varsa bu sektörde işten çıkarmaların, işsiz kalmaların, iş bulmaların ne kadar hızlı olduğunu biliyorsunuzdur. Hatta eminim ki sabah işe gelip binaya giremeyen veya masasında oturmuş çalışırken güvenlik eşliğinde binayı terk etmek zorunda kalan insanları da duymuşsunuzdur. Ne yazık ki bunların hepsi doğrudur. Türkiye’de iş güvencesi olmayan mesleklerin başında gazeteciler gelir. Bunu hayatında iki kere bankalarda da çalışmış bir insan olarak biliyorum ki bankalar, tüm meslek gurupları arasında en çok gazetecilere verdikleri kredilerin geri ödenmeme ihtimali olduğunu düşünürler.
Aslında haksız da değillerdir. Çünkü bir şekilde gündemi yansıtan ve demokratik toplum için çok önemli bir görevi yerine getirilen gazetecilerin geleceği patronun iki dudağı arasındadır. Mesela ben 1992 yılından beri usulüne uygun bir tane bile işten çıkarma görmedim. “Baskın, basanındır” mantığıyla yapılan gayet saygısız işlemlerdir çoğu. Onur kırıcıdır her şeyden önce. O nedenle ben yönetici olduğum süre içinde buna çok dikkat ettim. Gerçi sadece bir kişi işten çıkardım ama olsun
Onu defalarca farklı şekillerde uyardıktan ve hiçbir sonuç alamadıktan sonra kendisiyle çalışmak istemediğimi, sürecin bundan sonrasını İK ile görüşmesi gerektiğini söyledim.
Neyse… Gelelim bu yazının ana konusuna. Bir süredir Star gazetesinde çalışıyorum. Dün sabah işe geldik ve gazetenin yayın yönetmeni Alev Er’in işten çıkarıldığını öğrendik. Ben Alev Abi’yi severim. Meslek hayatımın epey önemli bir döneminde onun yanında çalıştım. Star’dan önce 1997-2000 arasında Aktüel’de de patronumdu. Ondan mesleki anlamda çok şey öğrendiğime inanıyorum. Onun mesleki anlamda bana da çok fırsat verdiğini biliyorum. Ve bu fırsatların bazılarını değerlendirdiğimi düşünüyorum. Her ne kadar Alev Abi için özel olan ve hep çalışmak istediği / isteyeceği isimler arasında benimkinin bulunmadığını tahmin etsem de onun da beni sevdiğini, sevmese bile en azından güvendiğini düşünürüm.
Öte yandan Alev Abi ile konuşmaktan hep keyif aldım. Tabii fırça atmadığı zamanlarda daha çok keyif aldım;) Mesela 2000 yılında Aktüel’den ayrıldıktan sonra sekreteri Sema’nın “Alev Bey seninle görüşmek istiyor” demesi ardından telefonda duyduğum ve genellikle “Anacım”la başlayan konuşmalarımız… Veya beni Nişantaşı Bostan Sokak’taki Aktüel ofisine çağırıp verdiği görevler… Sanırım Alev Abi’nin önemli yanı bizi çalıştırırken bize bir şeyler öğretmesiydi. Star’da birlikte çalıştığımız veya çalışma ortamının Aktüel’deki kadar yakın olduğunu söyleyemem ama onunla aynı yerde olmak bile bence keyifliydi. Umarım Alev Abi’yi en kısa zamanda yine etkin bir yayını yönetirken görürüz. Ve belki yine birlikte çalışırız. Neden olmasın?
