Archive for Ekim, 2006

h1

Develi’de İftar Yemeği…

Pazartesi, Ekim 16th, 2006

Burada kalkıp Develi’yi anlatacak değilim. Ama bir hayal kırıklığımı paylaşmak istiyorum.

Dün akşam iftar nedeniyle dostumuz olan bir aileyi Kalamış Marina’daki Develi’de ağırladık. Benim için etin en güzel hali kebap halidir.

O edenle methini duyduğum her kebapçıyı ziyaret ederim.

Develi ile tanışmam da İkinci Bahar öncesine, Samatya’ya dayanır.

Kısaca söylemek gerekirse fıstıklı kebap konusunda Develi’yi tek geçerim Develi’yi. Ayrıca ceviz tatlısı da bir başkadır.

Neyse gelelim dün akşama…

Ezan okunduktan 5 dakika sonra filan girdik mekâna, rezervasyonumuz olduğu için yer sorunu yok, hemen oturduk.

Mükellef bir masa zaten hazırda bekliyor; ne ararsanız mevcut.

Orucu açtık, ara sıcaklar geldi.

Ve en sonunda benim Develi’yi tercih etmemin asıl nedeni olan kebap faslındayız… Önden bir parça tandır servisi, ardından şiş ve son olarak da Adana… Develi’nin iftar menüsündeki kebap çeşidi bu kadar. Ve inanır mısınız toplamda tabağınıza konulan etin ağırlığı 50 gram değil… Eee o zaman neden geldik buraya? Garsona servisin devam edip etmeyeceğini sordum. Eğer başka bir şey istiyorsak getirebileceğini söyledi. Yani fıstıklı kebap ve çöp şiş için özel istekte mi bulunmam gerektiğini sordum. Mutfağa bakacağını eğer varsa getireceğini söyledi. Zahmet etmemesini rica ettim… Çıkışta restoran müdürüne memnuniyetsizliğimi bildiririm diye düşündüm. Kebapçıya gelip kebap yiyemeden eve dönmen ne can sıkıcı bir durum olduğunu kendisine anlatmaya niyetlendim.

Sonra tatlı faslı geldi; güllaç, ayva vs vs… Ama ceviz tatlısı yok! Artık garsona bir şey sormak da istemiyorum, çıkışta sorumluyla konuşmak da… Bir an önce yiyemediğimiz, servis edilmeyen kebabın parasını ödeyip kalkalım istiyorum…

Nitekim gelen hesap tam tahmin etiğim gibi; aylardan Ramazan olmasa ve biz oraya kebap yemek için gelsek ancak bu kadar öderiz. Ya da tıka basa kebap yer ve bunda biraz daha fazlasını öderiz. Şimdiyse çorba, hurma, zeytin, fındık lahmacun, yağ – bal, peynir gibi hazırlayıcılar için ana yemek parası ödüyoruz. Çünkü aylardan Ramazan. Develi için insanları kazıklama, 11 ay kebap yiyen insanlara kebap yedirmeme zamanı…

h1

Soru - Cevap Faslı

Salı, Ekim 10th, 2006

Ayrılık Zamanı başlıklı yazım için birçok soru mail’i geliyor.

Aslında bilenler bilir, blog sayfama bırakılan mesajlara cevap vermiyorum. Ama mailbox’ımı doldıracak kadar çok mesaj geldiğine göre bir soru - cevap bölümü açmak şart oldu demektir.

Evet, bu başlık altında sorularınıza cevap vereceğim. Biraz Güzin Abla modunda olacak ama bunu siz istediniz:)

h1

Ayrılık Zamanı

Pazar, Ekim 1st, 2006

25 Eylül 2006 günü PCnet ile yolları ayırdık.

Daha doğrusu 22 Eylül Cuma günü direktörüm Rauf Ateş beni odasına çağırdı ve işten çıkarıldığımı söyledi. Gerekçe olarak da şirketin üretim, reklam, pazarlama ve finans gibi birçok biriminin benimle çalışmak istememesini gösterdi. Ve yönetimin bu işi hemen sonlandırmak istediğini belirtti.

Ancak PCnet’in 10. yaşına girdiği Ekim sayısını henüz bitirmediğimiz için iş 25 Eylül Pazartesi gününe kaldı.

Cuma gecesi geç bir saatte dergi bitti. Ben editör yazımı hafta sonu yazdım. Pazartesi sabahı da ofise gidip çıkış işlemlerim yapılırken eşyalarımı topladım. Bu arada PCnet’in sayfa sekreteri Mehmet de editör yazımın olduğu sayfayı baskıya gönderdi. Tam 50 sayı önce başlayan PCnet macerası da böylece bitmiş oldu.

Geride bıraktığımız 50 ay içinde gayet güzel işler çıkarttığımızı düşünüyorum.

Bence 50 sayı önceki PCnet ile bugünkü PCnet arasında dağlar kadar fark var… OYUNCU ve LINUXnet gibi benim için çok önemli 2 dergi var. Computer Active gibi içime hiç sinmese de yaptığım ve başarısı için çabaladığım bir proje var. Keza geçen Mayıs ayında çıkan PCnet Dijital Fotoğraf özel sayısıyla bugünlerde yayınlanması gereken PCnet Webmaster’ın El Kitabı özel sayıları var…

Bu saydıklarım neden mi önemli?

OYUNCU ve LINUXnet’in isimlerini ben buldum. İçerikleri, nasıl birer dergi olacakları, kimi hedefleyecekleri vs vs hep benim fikrimdi. O nedenle her ikisine de gönülden bağlıyım.

Dijital Fotoğraf ve Webmaster’ın El Kitabı özel sayıları da öyle… Üstüne üstlük bu iki özel sayının sponsorluk ve bazı reklam görüşmelerini de ben yaptım.

Sonuç olarak geride bıraktığımız 50 ay içinde PCnet hem okuru hem reklam vereni hem de şirket yöneticilerinin gözünde değer kazandı. Ve açıkça söylemek gerekirse bu benim başarım, o nedenle gururluyum.

Öte yandan PCnet sayesinde birçok iyi insanla tanıştım / çalışma fırsatı buldum. Mesela Yıldıray, Mehmet, Deyvi, Polonya’ya yolcu ettiğimiz Görkem, Danimarka’ya yerleşen Ferhat, Selim, (bence) Türkiye’nin en iyi donanım adamı Nusret, aramıza yakın zamanda katılan Barış, “dostum” diyebileceğim Alper, yüzünü hiç görmediğim Fatma, Bursa’da yaşayan ve OYUNCU’ya benden de fazla emek veren Timur, aylardır PCnet’e yazmasalar da Ali Halaç, Ali Sor, Gürkan Karadere…Ve eminim adlarını unuttuğum bir düzine daha, free lance çalışan inan.

Hepsine bu 50 sayı boyunca bana yardımcı oldukları için çok teşekkür ediyorum. Oların yardımı olmasaydı yukarıda bahsettiğim başarıya ulaşmak da mümkün olmazdı.

Şimdi artık benim için yeni bir dönem başlıyor. Neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

Tüm gelişmeleri buraya yazmaya çalışacağım.

Bana ulaşmak isteyenler bugünden sonra bu sayfalardaki İletişim Formu‘nu kullanabilirler.