h1

In The Air Tonight

26 Mayıs 2006

GECİKMİŞ 1 YAZI AMA UÇAKTA YAZILMIŞTI, ATMAYA KIYAMADIM… 

Sizi bilmem ama sanırım bende daha doğrusu bütün 80 kuşağında bir hostes saplantısı var. Nedense biz hosteslerin hep çok güzel olmasını bekliyoruz. Sanırım video furyası sırasında seyrettiğimiz beş para etmez Amerikan filmlerinin ve Yeşilçam’ın o döneme özel çektiği senaryoların bunda büyük etkisi var. Nedeni ne olursa olsun bu böyle…

Peki şimdiye kadar hiç güzel hostes gördün mü derseniz cevabım hayır olur. Tamam bir pilot kadar uçmuşluğum yok ama yine de görmedim. Peki seksi hostes gördüm mü? Nerde??? Görsem pilotlar için sevineceğim. Hatta son birkaç yıldır hostesler için üzülüyorum. Gerçekten çok zor bir işleri var. Bir kere hizmet sektöründeler ve bu başlı başına bir intihar nedeni. Öte yandan maruz kaldıkları basıncın hayatlarının geri kalanı konusunda onları gerçekten riskli sınıfa sokabileceğini düşünüyorum.

Neyse sanırım Phill Collins bunu kastetmiyordu ama In the ait tonight. 15 Mayıs akşam saat 15:00’da bir grup “maceraperestle” birlikte yaklaşık 11 saat sürecek bir yolculuğa çıktık. Hedef Tokyo… Havadayım ama her zamanki gibi güzel hostes yok. Sadece içlerinden birinin mükemmel mavi gözleri var! Ama o da benim gibi mesleki deformasyonun zirvelerinde. Bakıyor ama görmüyor. Sanırım binlerce hava mili önce “uç uç nereye kadar?” moduna girmiş. Fakat o derin mavi gözler çok güzel.

Bu gece havadayım, uyuyamıyorum. Türkiye saatiyle 23 suları. Aklımda sevdiklerim Kazakistan semalarında… Phill Collins bunu kastetmiyordu ama In the ait tonight işte. Uçağa bindikten sonra peş peşe yuvarladığım 4 kadeh kırmızı şarabın etkisi geçmek üzere. Yolun bitmesine en az 5 – 5,5 saat var. Acaba bir tur daha mı şarap yüklemesi yapsam? Yoksa bira gibi kısmen daha hafif bir şey mi? Ama yemek servisi sırasında bira olarak Carlsberg gördüm. Onu içemem, daha doğrusu içerim de içmek istemem. Kabin karanlık, gördüğüm kadarıyla bizim grupta herkes uyuyor. Canım bilgisayarda oyun oynamak ya da arka sırada laflayan bence en değerli Tekofaks çalışanı Tüge’ye katılmak istiyor. Kanımdaki alkol oranı hızla dengeleniyor. Ne fark eder ki? O 4 kadeh şarabın etkisiyle son bir yıldır yaşadığım hayatın, daha doğrusu Mine’cikin beni ne kadar mutlu ettiğini bir kez daha düşündüm ya, yeter bu bana.

Şimdi sordum, bira olarak Efes de varmış. İçmem lazım. Ne de olsa “I can fell it coming in the air tonight…”

Leave a Comment

*
Resimdeki kelimeyi girin.
Anti-Spam Image