h1

Ne Hale Ve Kimlere Kaldık? Son Bölüm

13 Mart 2006

Erhan Bey’in son mesajının altında TÜBİDER e-grup yayın yönetmeni imzasıyla şöyle bir not vardı;
“TÜBİDER’ in notu:
PCNet editörünün cevap hakkını içeren iletisini -ithamlarına rağmen- yayınladık. Bu cevap hakkına gösterdiğimiz bir saygının gereği olmasına rağmen, mailin içerdiği şahsi ‘nitelemelerin’ e-grupta sürmekte olan tartışmanın düzeyini düşürmekte olduğunu da gözlemlemekteyiz . Bundan böyle PCNet editörünün iletisi gibi kişisel nitelemeler taşıyan ve e-grup yayın ilkelerini zorlayan mailleri yayınlama konusunda daha titiz davranacağımızın bilinmesini isteriz.
Saygılarımızla..”
Bu not beni çok üzdü.
Zaten yazışmalara blog sayfamdan devam edeceğimi TÜBİDER’e bildirdiğim mesaja aşağıdaki notu düşerek, kendilerine de durumu anlattım.
“Bu not çok çirkin. Siz saygın olma amacındaki bir dernek olarak e-grubunuzu yalancılara açıyorsunuz, isteyenin istediği gibi asılsız şeyler yazmasına izin veriyorsunuz ama bu yalanları söyleyene, “yalancı” denmesini uygun bulmuyorsunuz öyle mi? Tebrikler ve size hayatta başarılar…”
Ardından buraya yazdığım ilk yazıdan sonra dernekten şu mail’i aldım;
“Sevgili Ersin bey,

TÜBİDER e-grupta başlayan tartışmaya yanıtlarınızın takip ediyoruz. TÜBİDER hakkında da bir kaç şey söylemişsiniz. Ancak dernek hakkında bu kadar kestirme değerlendirmeler yapmak yerine biraz araştırdıktan sonra bir şeyler deme yolunu seçseydiniz medyanın her zamanki ‘körlüğü’ne düşmemiş olurdunuz. Medya körlüğü malum, medya bilmiyorsa o olguyu yok saymak şeklinde tezahür eder ve ne yazık ki çoğu zaman bir gerçekliğe tekabül etmez. TÜBİDER’in sizin tarafınızdan bilinmiyor olması, sizin kolayından bir değerlendirme yapmaya kalkışmanızı haklı çıkarmadığı gibi doğruda çıkarmaz.
TÜBİDER ve TÜBİDER’in sektördeki faaliyetleri konusunda daha ayrıntılı konuşmak ve sizinle e-grupta yansıyan mesajlar üzerinden değilde sektörümüzle ilgili daha ciddi gelişmeler üzerinden görüşmüş bulunsaydık çok daha iyi olurdu. Bu nedenle TÜBİDER hakkında sözlerinizi çoğaltmadan ve ilerletmeden, hakkımızda daha ayrıntılı ve derinlikli bilgi edinmenizi öneririz. Malum ilk izlenim ve bölük pörçük bilgi insanı her zaman yanıltabilir..
Lütfen bunu kişisel bir anımsatma olarak almanızı isterim. Niyetim ve isteğim sizinle açık polemiğe girmek değil. Belki de daha derinlikli bir söyleşide bilişime ve sektöre dair bir çok konuda anlayış birliği içinde olduğumuzu görmek mümkün olacaktır.

Sevgiyle kalın
Nuri Ödemiş”
Nuri Bey’e verdiğim cevapsa şuydu;
“Nuri bey Selamlar,
Ne yazık ki siz ve e-grubunuzdaki arkadaşlar çözme hedefiyle yola çıkıp, çözemediğiniz sorunları medyanın kucağına atmayı alışkanlık haline getirmişsiniz.
Evet TÜBİDER’in ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama bunun kimin hatası olduğunu tartışırım…
Ayrıca TÜBİDER’in kendi organlarını yalancılara, iftiracılara açtığını ama doğru söyleyenleri uzaklaştırdığını görünce tanıma isteği de kalmadı içimde.
Bu nedenle bence görüşmemize gerek yok. Bugüne kadar görüşmediğimize / tanışmadığımıza göre, bundan sonra da aynı şekilde devam edebiliriz.
Size tüm işlerinizde kolaylıklar dilerim…
ea”

**

TÜBİDER’in nasıl çalıştığını görünce inanın üzüldüm.
Nuri Bey’in yazdıklarında alttan alta ne mesajlar vermeye çalıştığını görebilen herkes böyle bir meslek örgütü adına üzülür zaten.
Umarım yıllardır yolum dernekle hiç kesişmediği gibi bundan sonra da kesişmez…
**

Şimdi gelelim Erhan Bey cephesine… Eminim onların şu “başka bir ülkeden alıp, Türkiye’de satma” konusunda çok ‘makul ve mantıklı’ açıklamaları vardır. Ve eminim kendisi TÜBİDER mail grubunda yaptığı tarzda bir çıkışı başka yerlerde de yapmak için pusuya yatmış bekliyordur. Ama durum apaçık ortada. Görünen köy ve kılavuz meselesi.
Şimdi bu tartışma sonunda eğer Erhan Bey, SFF’nin yöneticilerinden biriyse biz PCnet olarak bundan sonra muhtemelen her yıl gelen 3 – 5 SFF reklamını alamayacağız. Ama okurlarımıza piyasa şartlarında oluşan en ucuz fiyatı vermeye devam edeceğiz.
Benim söyleyecek başka lafım yok, herkese kolay gele…

9 comments to “Ne Hale Ve Kimlere Kaldık? Son Bölüm”

  1. Seviye gerçekten düşmüş, üzüldüm. Ama Ersin bey, Tübider’e ister izci kampı desin, ister toplama kampı karşısında durduğu gücün büyüklüğü, kendisini şaşırtacak kadar büyük. Şimdilik bunun farkında değil ama, Umarım farkında olduğu an iş işten geçmemiş olsun. Ayrıca Tübider gerçekten seviyeliymiş, bir kez daha üyesi olduğum bir grup adına sevindim, iftihar ettim.
    Ersin bey kaç yıl yazıyor bilmiyorum ama, ben gazetemde yaklaşık 10 yıldır yazıyorum, ve hiç bir zaman muhatap aldığım tarafı incitmeden, kırmadan eleştirdim.
    Bence Tübider’e bir özür borcunuz var Ersin bey.
    Sevgi ve saygıyla kalın.


  2. Sayın Akman,

    Biz Shuttle’ın resmi satıcısıyız, siz aksini iddia etsenizde isteyen http://www.shuttle.com adresine girip “where to buy” linkine tıklayarak resmi olarak listelendiğimizi görebilir.

    Shuttle ürünlerinin ithalatçısı Hızlı Sistem’dir.

    Bahsettiğiniz olay doğru, biz zamanında ürünleri Shuttle’ın Yunanistan ve İspanya distribütörlerinden alıyorduk, ve yasalara uygun şekilde ithalatlarını yapıyorduk. Firmaların isimlerini de verebilirim isterseniz. Distribütörlük için de görüşmeler yapılıyordu ancak daha sonra farklı bir markaya (Jetway) yöneldik ve Shuttle ithalatını bitirmiştik. Ancak hiç bir zaman bir resmi distribütörüz diye bir iddiada bulunmadık. Yasal olarak uygun olan bu duruma sizin itirazınız nedir anlayamadık.

    Verdiğimiz reklamlara da bakarsanız “Shuttle Reseller” ibaresi vardır, bu da Shuttle ile yapılan anlaşma ile yapılmaktadır.

    Bizim size 2004 senesinde gönderdiğimiz Shuttle ürününe de derginizde zaten yer verilmemiştir. Sadece resmi distribütörü olduğumuz Jetway ürünleri incelenmiştir.

    Belirtmek isterim ki, kesinlikle pusuda yattığım da yok.

    Sadece bahsettiğiniz “SFF’nin vukuatları” meselesine açıklık getirmek için bunları yazdım.

    E. İnce
    SFF


  3. Halkla ilişikler şirketimizin gönderdiği, bahsettiğiniz basın bültenindeki Shuttle dağıtıcı ile ilgili ibare zaten düzeltilmişti. İnternet sitemizde de bu düzeltme yapılmıştı ve sonraki hiç bir basın bülteninde kullanılmamıştı.

    Shuttle ile resmi anlaşma yapılana dek de resmi olarak satıcı veya dağıtıcı gibi bir iddiamız da hiç bir zaman olmamıştır.

    iyi çalışmalar,


  4. Bu konuyla ilgili yazılanları okudukça ağlıyorum, bu kadar cahil bir tartışma nasıl başlamış diye
    delinin attığı taşa dönmüş olay ve deli hala taşı kuyunun en dibine göndermeye çalışıyor.
    Sayın Erhan İnce,
    umarım ne söylediğinizin farkındasınızdır. önce “Ancak hiç bir zaman bir resmi distribütörüz diye bir iddiada bulunmadık.” diyorsunuz sonra da “Halkla ilişikler şirketimizin gönderdiği, bahsettiğiniz basın bültenindeki Shuttle dağıtıcı ile ilgili ibare zaten düzeltilmişti.” ve ardından kalkıp “yasal olarak uygun olan” diye başlayan bir cümle kuruyorsunuz?
    Bunun neresi yasal, ağlayarak okuyorum yazdıklarınız.
    Şimdi ben kalkıp Yunanistan’dan Jetway getirip burada satsam bu yasal mıdır yoksa ben kaçakçı mı olurum?
    Bu sorunun cevabını verebilir misniz?


  5. TUBIDER = Türkiye Bilişim Derneği ; yani bilişim sektöründeki meslekdaşların biraraya gelip kendi sektörleri çıkarına diğer kurumlardan menfaat sağlamak için oluşturduğu bir güçbirliği. Bu bilişim yayıncılarını , iletişim teknolojisi satıcılarını , bilgisayar üreticilerini , sonuçta bilişimle alakalı tüm kişileri kapsayan bir dernek. Ama maalesef bilişim sektörü kendi içinde kavga etmekten , birbirinden çıkar sağlamaya çalışmaktan , diğer kurumlardan özellikle Maliye Bakanlığı’ndan (ör: KDV indirimi isteği) hiçbirşey isteyecek bir güç olamıyor …. Bu gidişle de 8-10 sene olamayacak. Aynı iş yerinde çalıştığınız iş arkadaşınızı , müşterinize tercih etmeye başladığınız an işyerinizde huzur biter. İşte Bilişim Sektöründeki Durum … Saygılarımla …


  6. Sayın root,

    Benim yasal dediğim Shuttle ithal etmekti, Shuttle bize, “Bizim distribütörümüz Hızlı Sistem’dir” dediği anda zaten biz bir daha ürün ithal etmedik.

    Distribütörü zaten varsa biz neden ithal etmeye kalkalım, tabi ki haklısınız, zaten bir daha da ithal etmedik. Firma, bize o zaman “buyurun alın” dedi ve biz de aldık, kalkıp da farklı bir kanaldan ürün getirmedik sonuçta.

    saygılar,

    E. İnce


  7. Şimdi ben kalkıp Yunanistan’dan Jetway getirip burada satsam bu yasal mıdır yoksa ben kaçakçı mı olurum?
    Bu sorunun cevabını verebilir misniz?

    - Cevabı çok basit, siz Jetway’e ulaşsanız ve ürün isteseniz zaten size Türkiye distribütörlerinin bilgilerini verirler ve distribütöre de durumu iletirler, siz de ürünleri distribütörden alırsınız.

    Shuttle CEO assistant bize “Hızlı Sistem’den alın” dediğinde biz de itiraz etmedik zaten, ancak ilk yaptığımız ithalatta böyle bir şey söylenmemişti.

    Sanırım durumu anlamışsınızdır.

    saygılar,


  8. …::: DÜZELTME :::…
    müşterinizi , aynı iş yerinde çalıştığınız iş arkadaşınıza tercih etmeye başladığınız an işyerinizde huzur biter. İşte Bilişim Sektöründeki Durum … Saygılarımla …


  9. Erhan Bey gelin isterseniz kelime oyunları yapmayalım.
    Ben tatil için her yurda hemen hemen her dönüşümde çantanmdaki 4 tekile şişesi yüzünden gümrükte kaçakçı muamelesi gören biriyim.
    Gördüğüm kadarıyla bir hata yapmışsınız ilk başlarda bilerek veya bilmerek kaçakçılık tanımlaması içinde bulunan bir yöntemi benimsemişsiniz.
    Sonradan ama öyle ama böyle doğru yolu bulmuşsunuz. Bunun tartışlacak bir yanı yok. İnanın her isteyen türkiye ye jetway sokar ve jetway kimseye “gidin erhan beyin şirketini bulun” demez. ama ülkeye giren o jetway ler satıldığı anda bunun adı kaçakçılık olur.
    ben yanlış yapmanın ayıbı 5 ise yanlıştan dönmenin gururunun 10 olduğunu düşünürüm. “yasaldı” “şöyleydi” böyleydi” demeyin artık, bu durumu kabullenin.


Leave a Comment

*
Resimdeki kelimeyi girin.
Anti-Spam Image