Archive for Haziran, 2005

h1

Şehir mi Yemek mi???

Salı, Haziran 28th, 2005

Bilenler bilir, “etin en güzel hali kebap halidir” derim hep.
Dün gece Ataşehir’deki 2ler’de yediğim kebabla ilgiliyse söyleyecek çok bir sözüm yok.
Müthiş bir İstanbul manzarasına bakarak yemek yerken gözlerim mi bayram yaptı midem mi bilemiyorum.
Manzara derken sakın deniz filan düşünmeyin. Bir tarafta otoban, diğer tarafta Ümraniye’nin gecekonduları ve arasından fışkıran yüksek binaları… Ama tam 1 ışık seli…
24 saat yaşayan bir kentin atardamarlarından 1i olan otobanın cazibesi… Evlerin, yolların, arabaların ışıkları…
Ataşehir’deki iş merkezlerinden 1inin en üst katında 2ler. Zaten çoğu insanbiliyordur ama eğer yolunuz gece vakti o tarafa düşerse sadece İstanbul’u seyretmek için bile gidilebilir…

h1

Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da…

Pazar, Haziran 19th, 2005

Bu yıl tüm İstanbullular baharı, yazı bekleyerek geçirdiller. Uzun zamadır hepimiz havaların bir türlü ısınmadığından dert yanıyorduk. Sonra birden havalar ısındı. Hatta dün resmen ortalık yanıyordu.
Günün büyük bir bölümünü, havuz kenarında oturup Temmuz sayısına girecek olan sayfaları kontrol ederek geçirdiğim için sıcaktan hiç şikayet etmedim. Hatta oğlumla birlikte birkaç kere suya da girdim. Ama bu sabah ansızın yine yağmur var İstanbul’da.
Sabah gökgürültüsüyle uyanıp camı kapattığımda böyle bir Pazar günü geçireceğimi hiç düşünmüyordum. Şu an ofiste çalışıyorum. Dışarısı gri, kollarım üşüyor. Oğlum evde, sevgilimse şehrin diğer yakasında.
Ülkenin bugün için tek gündemiyse üniversite sınavı… Tam bir “içi seni dışı beni yakar” durumu. Kazananlar için sevinmek mi, kazanamayanlar için üzülmek mi gerekir acaba?
Hala yağmur var İstanbul’da ve ofiste de çok iş…

h1

Tuncay

Çarşamba, Haziran 15th, 2005

Bugün gazeleterde Arsenal’in Tuncay için Fenerbahçe yönetimine 15 milyon € önerdiğini okudum.
Umarım GS’ın Hakan’ı İtalya’ya gönderme hatasını bizimkiler tekrarlamaz.
Umarım yönetim, Daum’a uymaz ve Tuncay takımda kalır.
Umarım yönetimdeki insanlar Fenerbahçe’yi yönettiklerini unutmazlar…

h1

Harun Tekin vs. ek$iSözlük

Pazartesi, Haziran 6th, 2005

Son 5 - 6aydır eski göz ağrım Aktüel dergisini okuyamıyorum. Zamansızlıktan okuyamadığım dergileri de evde biriktiriyorum. Cuma günü piknik dönüşü şöyle bir karıştırdım ki evdeki dergi yığını biraz azalsın, koltukların üzerinde oturacak yer açılsın:)
Mor ve Ötesi’nden Harun da kaç zamandır Aktüel’e yazılar yazıyor ama ben okuma fırsatı bulamamıştım.
Derginin bendeki son sayısında Harun’un ek$isözlük’le ilgili yazdıklarına büyük çoğunlukla hatta tamamen katılıyorum. Ve olayın gelişimini öğrenebilmek için dergi yığınım arasından bir önceki Aktüel’i bulup konuyla ilgili ilk yazısnı da okudum. Bence çok haklı, bu sese kulak vermeli…
Detayları merak eden sanırım internette bir arama yaparak Harun’un her 2 yazısına da ulaşabilir…

h1

Buluştuk…

Pazartesi, Haziran 6th, 2005

3 Haziran Cuma günü hemen hemen tüm dergi çalışanları buluşup, Poyrak Köy’de piknik yaptık.
İlk kez katılım bu kadar fazlaydı; hemen hemen herkes gelmişti…
Deniz kenarında yüründü, mangal yapılıp etler yendi. İş konuşuldu, geyik yapıldı. Hoş bir gündü.
Umarım bir sonrakinde katılım daha da artar.
Bu benim katılabildiğim 4. buluşmaydı… Benden başka Togan (ki ilk kez bu sosyal aktiviteye katıldı), Yıldıray, Deyvi, Mehmet, Görkem, Serkan ve Nusret de oradaydı…

h1

Sonunda Oldu

Perşembe, Haziran 2nd, 2005

Bu sabah, Sabah gazetesindeki bu haberi okuyunca keyfim epey yerine gedi.
Sonunda dergi satışlarını düzenleyen resmi bir kurumumuz var.
Bundan böyle hiç kimse satışlarını kafadan atıp, okurları kandıramayacak!
Yani yalancılar atık yalan söyleyemeyecek…

h1

Yaza Merhaba :(

Çarşamba, Haziran 1st, 2005

Kaç zamandır siteye eklemek istediğimiz blog olayına sonunda ben de girebildim, ne mutlu bana:)
Ama açıkçası yazacak pek 1 şey yok.
Dışarıda anlamsız, puslu bir 1 Haziran var.
Ayın 3ünde yani Cuma günü geleneksel PCnet piknik gününe katılacak insanları korkutan bir hava yani.
Çünkü dergi çalışanlarının her ay yapmaya çalıştığı bu atraksiyonun sonuncusuna kötü hava şartları nedeniyle sadece 4 kişi (Mehmet, Deyvi, Yıldıray ve ben) katılmıştı. Soğuk ve yağışlı bir günde Belgrad Ormanı’nda yenilen pirzolanın tadına doyum olmamıştı.
Bu sefer rota Poyraz Köy, menü balık…
Umarım güneş de 3 Haziran’ın hakkını verir.